Bakmadan Geçme


    6/7/2009 • Kategori: Teknoloji

    "1 yıla kadar netbooklar bedava olacak!"

    "Netbook'lar istense bedava bile dağıtılabilir, ama...": İşte bu çarpıcı sözlerin sahibi.


    Linux Foundation Yönetim Kurulu Başkanı Jim Zemlin Çin'de katılıdığı bir sanayi forumunda Telekom firmalarının, cep telefonlarında olduğu gibi netbook'ların da ücretsiz dağıtıp bunlardan kâr edilebileceğini söyledi. Tabii ki işletim sistemleri Linux olmalı...

    Zemlin, büyük indirimler yapılarak, kampanya seçenekleri ile netbook'ların her eve rahatlıkla girebileceğini, ABD'de aynı yöntemle cep telefonlarının ya bedava ya da büyük indirimlerle kullanıcılara ulaştırıldığını bunun Çin'de yapılabileceğini sözlerine ekledi.

    Zemlin sözlerine şöyle devam etti: "1 yıldan kısa bir sürede netbook'lar bedava olacak." Bu sözleriyle gelecek tahminlerini gün ışığına çıkaran Jim Zemlin bunun netbook'larda Windows Xp yerine Linux yüklü halde satılması halinde gerçek olabileceğini savundu.

    Yazının Devamını Oku...

    Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz


    6/7/2009 • Kategori: Teknoloji

    Samsung’un TV’de 3.05 santimetreye çektiği incelik çıtası, LG’nin yeni modeliyle 2.48 santimetreye indi. İnceliğin sırrı, az güç kullanarak, fazla enerji sağlayan LED teknolojisinde.

    Uzakdoğulu teknoloji devlerinin tele-vizyondaki incelik yarışı tüm hızıyla sürüyor. Daha önce Sony ve Panasonic’in bu alanda öne çıktığı pazarda şimdilerde iki Güney Koreli üreticinin adı öne çıkıyor.

    Samsung’un 55 inç ekran boyutundaki LED TV modelini 3.05 santimetre inceliğinde piyasaya çıkarmasına, firmanın en sıkı rakibi LG Electronics’den hızlı yanıt geldi. LG firması 55 inç boyutundaki LED destekli LCD televizyonu 2.48 santimetre incelik seviyesine kadar çekti.

    Televizyonlar böylece incelikte adeta cep telefonlarıyla yarışır hale geldi. Apple’ın popüler ürünü iPhone’daki incelik 1.23 santimetre, Blackberry Bold’daki incelik de 1.5 santimetreye işaret ediyor.
    Bundan üç yıl önce LCD televizyonlarda LED teknolojisi kullanılmaya başlamış, ardından da sektörde incelik yarışı hız kazanmıştı. Daha az güç harcayarak daha fazla enerji sağlayan LED teknolojisi LCD TV’lerde arka ışıklandırma tarafında kullanılıyor.

    İnce ekranlı televizyon pazarında fiyat ve teknoloji tarafında rakiplerine göre hızlı hareket ederek öne çıkan Güney Koreli iki üretici, özellikle LCD modelleriyle ‘en çok satan ürünler’ listelerinde başı çekiyorlar. Süper-ince TV kategorisi toplam TV pazarına bakıldığında yüzde 1’lik bölümü oluştursa da, pazarın gittiği yön ve şimdiden bu alanı ele geçirme isteği, firmaların iştahını kabartıyor.

    3 bin 500 euro’luk etiket

    Süper-ince ekran TV’lerin fiyatları, teknolojide öncü rollerinden dolayı, klasik LCD TV modellerine göre daha yüksekte duruyor. Samsung’un bu alandaki ürünü Avrupa’da yaklaşık 3 bin euro’luk etiketle tüketicinin önüne çıkarken, LG’nin birkaç hafta sonra piyasaya çıkacak olan yeni model ürünün fiyatının 3 bin 500 euro düzeyinde olacağı bildiriliyor.

    55 inç boyutundaki LCD TV modellerinin fiyatları da 1.500-2000 euro bandında hareket ediyor. Satış hedefleri masaya yatırıldığında Samsung’un bu yıl 500 bin adet, LG’nin ise 400 bin adetlere ulaşmak istediği görülüyor.


    Fiyatlar hızlı düşer!

    Analistler pazarda yaşanan daha önceki örneklerden hareket ederek, LED teknolojisinin yaygınlaşmaya başlamasıyla birlikte fiyatların hızla aşağı çekileceği görüşünde birleşiyor.
    Süper-ince TV’ler daha çok LCD teknolojiyle birlikte pazara çıkıyor. Plazma teknolojisine, “daha uzun ömür” ve “daha az enerji harcama” fonksiyonuyla fark atan LCD teknolojisi, gün ışığında daha net görüntü elde edilmesini de sağlıyor.

    Bu durum dev üreticilerin TV’de LCD tarafına ağırlık vermesine yol açıyor.

    Yazının Devamını Oku...

    Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz


    6/7/2009 • Kategori: Teknoloji

    16 GB bir USB belleğe kaç para verirsiniz?

    Dünyanın en pahalı USB belleği ile tanışmaya hazırlanın: Sanat eseri gibi USB'nin fiyatı ne kadar?


    Eğer ucuz ama kullanışlı USB belleğinizden sıkıldıysanız, iki Japon tasarımcı size son derece sıra dışı zevklere hitap eden bir alternatif sunuyorlar. MNEMOSYNE adını verdikleri bu USB bellek 16 GB'lık kapasiteye sahip. Fakat USB'nin bu 16 GB'lık teknolojik kısmı fiyat etiketi çok da ilgilendirmiyor. Fiyat etiketine yansıyan iki tasarımcının ortaya çıkarttıkları bu sanat eseri gibi USB belleğin görünüşü...

    Küp şeklinde tasarlanan USB bellek, tek bir alüminyumdan üretilmiş olan USB bellek bir bulmaca gibi tasarlanmış. Kullanabilmek için önce parçalarına ayırmanız gerekiyor. Kullandıktan sonra ise tekrar parçaları birleştirerek küp halinde saklayabiliyorsunuz.

    Fiyatı ise "sadece" 10.400 dolar, yani yaklaşık 15.900 TL. Bu sıra dışı ürün hakkında daha fazla bilgiye özel web sitesinden ulaşabilirsiniz.

    Yazının Devamını Oku...

    Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz


    2/5/2009 • Kategori: Teknoloji

    Robot teknolojisi her geçen gün daha da gelişiyor. Teknolojik gelişmeler bu hızla giderse ileride birçok işimizi insan görünümlü robotlara yaptırabileceğiz. Öyle ki şu evrede bile robotların kullanıldığı alanlar sürekli artmakta. Örneğin Mitsubishi fabrikalarında üretilen Momoko ve Takeo isimli robotlar geçenlerde Dünya'nın ilk deneysel robot ve insan tiyatrosonda rol aldılar. Robot öğretmen okulda görev yapmaya başladı. Toyota robot orkestrasını kurdu. Güvenlik robotu bino3 adlı robot 4 adet geniş açılı kamerası sayesinde hareket eden herşeyi görebiliyor. Bir çiftçi, çöpten topladığı malzemelerden yaptığı robotu binek aracını çektirmekte kullanıyor (öküz misali) . T34 adlı robot evinize birisi girdiğinde üzerine ağ atarak onu etkisi hale getiriyor; Görüş açısındaki görüntüleri cep telefonunuza gönderiyor ve sizin ona vereceğiniz komutları bekliyor. Ve buna benzer birsürü şey...

    İşte robotlardan birkaç görüntü. Robotlarla ilgili bir başka galeri ise şurada.













    Yazının Devamını Oku...

    Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz


    1/4/2009 • Kategori: Teknoloji

    Taşıtlardaki yenilikler gün geçtikçe daha da heyecan verici oluyor. Peki gelecekte bizleri nasıl arabalar bekliyor?

    İşte birbirinden ilginç tasarımlar. Devamını şurada görebilirsiniz.
























    Bu haber : otomobil, geleceğin araçları, gelecekte araçlar nasıl olacak, taşıt, otomobil tasarımları, uçan araba konularını kapsamaktadır.
    Yazının Devamını Oku...

    Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz


    14/3/2009 • Kategori: Teknoloji

    Bilimadamları manevi bir güce inanmamızı sağlayan beyindeki 'Tanrı noktası'nı buldu. Araştırmaya göre dini inanışlarımız beynimizdeki üç noktadan kontrol ediliyor.

    Hristiyan, Müslüman, Musevi ve Budist kırk kişiden oluşan araştırma grubu üzerinde yapılan çalışmada katılımcılardan dini konular üzerine kafa yormaları istendi. Yöneltilen sorular karşısında 40 deneğin de beyninde aynı bölgelerin çalıştığı saptandı.

    MRI taraması yoluyla yapılan saptamalarda, katılımcıların günlük hayatta diğer insanlarla etkileşim halindeyken duygularını ve hislerini kontrol eden bölge ile dinsel inançları kontrol eden bölgenin aynı bölgeler olduğu ortaya çıktı.

    Bu da din olgusunun beyinde özel bir inanç sistemi şeklinde algılanmadığını, diğer sosyal kavramlar ve duygularla birlikte hareket etiiğini gösteriyor. Diğer taraftan bilimadamları ve filozoflar dini inançların biyolojik kökenli mi yoksa sosyolojik kökenli mi olduğunu tartışmaya devam ediyor.

    Bazı evrimci teorisyenler de dinsel gücün olan inançların geçmişte insanlara hayatta kalabilme ve zorluklarla mücadele etme konusunda oldukça etkili olduğunu savunuyor. Öte yandan bir kısım düşünür de olayın tamamen beyinde gerçekleştiğini savunuyor. Başka bir deyişle konuyu beynin kendi kendini belli bir inanç sistemine adapte etmesine bağlıyor.

    Ulusal Bilim Akademisi Dergisi'nde yayınlanan son araştırmada deneklerin ilk önce tüm dünyada ortak inanış olan 'Tanrı bize yol gösteriyor!' ifadesi üzerinde düşünmeleri istendi. BU soruda tüm deneklerin beyinlerinin ön kısmının çalıştığı gözlendi. Bu bölüm insanların birbirleri ile olan iletişimini sağladığı bölüm olarak biliniyor.

    İkinci soru Tanrı'nın duygusal algısına yönelikti. 'Tanrı öfke dolu!' ifadesi deneklere söylendiğinde beyinlerinin şakak kemiklerine yakın sol orta bölümünün çalıştığı gözlendi.

    Son olarak da 'yeniden dünyaya gelme' gibi daha soyut kavramlar üzerinde duruldu. BU soruda da sağ bölgenin çalıştığı keşfedildi.

    Sonuç olarak tüm çalışmalar beyinde dinsel inanışları üç bölgenin kontrol ettiğini ortaya koydu. Araştırmacılar din olgusunun karmaşık birtakım kavramlardan meydana geldiğini bu nedenle de beyinde birden fazla bölgenin aktif görev yaptığını vurguladı.

    Yazının Devamını Oku...

    Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz


    7/3/2009 • Kategori: Teknoloji

    Alman bilimci Albert Einstein’ın 1906 yılında Zürih Üniversitesi’nden aldığı doktora diploması ve 1909’da Cenevre Üniversitesi’nin verdiği onursal doktora diploması Haziran ayında açık artırmada satışa sunulacak.

    Satışı, İsviçre’nin Lucerne kentindeki Fischer Galerisi yapacak. Einstein 1905’te görelilik teorisini anlattığı ünlü makalelerini kaleme almış, 1921 yılında Nobel Fizik Ödülü’nü kazanmıştı.

    Yazının Devamını Oku...

    Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz


    20/12/2008 • Kategori: Teknoloji

    İngiliz Sky televizyonu, sinemalarda uzun yıllardır kullanılan 3 boyutlu film özelliğini televizyonlara taşıyacak.

    Kanal yetkilileri, düzenledikleri basın toplantısında gazetecilere 3 boyutlu yayın örneklerini izletti.

    Porgramın test yayınlarına başladıklarını bildiren yetkililer, yüksek çözünürlülük (HD) özelliğine sahip televizyon ve özel gözlükler aracılığıyla izleyicilerinin evlerine 3 boyutlu görüntü aktarımına yakın gelecekte başlayacaklarını söyledi.

    Yeni yayınlara uyumlu televizyon modellerinin Ocak ayında Las Vegas'ta düzenlenecek Tüketici Elektronik Fuarı'nda tanıtılacağını belirten yetkililer, şu an sadece Uzakdoğu pazarında bulunan bu ürünlerin yakın zamanda Avrupa pazarında da yaygınlaşmasını amaçladıklarını belirtiyor.

    NASIL ÇALIŞACAK?

    Uzmanlar, 2 ayrı açıdan çekilecek görüntülerin üstüste yerleştirilerek yayınlanacağını, televizyonları başında özel gözlükler takan izleyicilerin de bu görüntüleri 3 boyutluymuş gibi göreceklerini kaydediyor.

    Yazının Devamını Oku...

    Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz


    20/12/2008 • Kategori: Teknoloji

    Bilim adamları Mars'ta bulunan kimyasalların, daha önce gezegende su bulunduğunu kanıtladığını söylüyor.

    Gezegende 3.6 milyar yaşında, futbol sahası büyüklüğünde karbonat tortularının bulunduğu belirtilirken, bu mineralin su ve karbondioksidin kalsiyum ya da demir ile karışması sayesinde oluştuğu bildirildi. Söz konusu maddenin asit içinde çabuk eridiğine dikkat çeken bilim adamları, bunun Mars'taki suyun asit içerdiği tezini doğruladığı görüşünde. Araştırmacılardan Bethany Ehlmann, "Tortular bir tür yaşamın kayıtlarını taşıyor" dedi.
    Yazının Devamını Oku...

    Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz


    20/12/2008 • Kategori: Teknoloji

    ODTÜ'lü araştırmacılar vücut hareketlerinden elektrik üretti.

    ABD'de patentle korumaya alınan yöntemde, düşük frekanslı sarsıntılar önce yüksek frekansa, sonra da elektrik enerjisine çevriliyor.

    Türk araştırmacıların geliştirdiği sistem, dünyadaki örneklerinden düşük frekanslarda bile yüksek enerji elde etme özelliğiyle öne çıkıyor.

    ODTÜ Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Haluk Külah, son dönemlerde popüler olan mikroelektromekanik sistemler (MEMS) ile nem, sıcaklık, basınç ve sarsıntıyı enerjiye çeviren yüksek performanslı algılayıcıların çok düşük maliyetlerle üretilebildiğini belirtti.

    MEMS'in yanısıra gelişen kablosuz iletişim teknolojisinin de çevresel gözlem gibi pek çok askeri ve sivil uygulamada yeni kullanım alanları yarattığını anlatan Külah, bu teknolojiyle günlük hayatta kullanılan cep telefonu, avuç içi bilgisayar, müzik çalar gibi elektronik cihazların da artık daha küçük boyutlarda üretilebildiğini ve daha az enerjiye ihtiyaç duyduğunu ifade etti.

    Isı, ışık, akustik gibi alternatif enerji kaynakları arasındaki sarsıntının her ortamda bulunabilir olmasının ayrı bir önemi olduğunu vurgulayan Külah, çevresel sarsıntıya, kalabalık bir yol kenarında bulunan pencere sarsıntıları, insan vücudunun hareketiyle oluşan sarsıntılar ya da otomobilin yüzeyindeki sarsıntıları örnek gösterdi.

    Bugüne kadar sarsıntıdan mikroçip seviyesinde enerji üretmek üzere çeşitli araştırma gruplarının bir takım çevirim yöntemleri sunduğunu anımsatan Külah, ODTÜ MEMS Merkezi'nde geliştirdikleri projeleriyle ilgili şu bilgileri verdi:

    “TÜBİTAK destekli araştırma projemizde MEMS teknolojisi kullanarak çevresel titreşimlerden yani hareket enerjisinden elektriksel enerji üretebilen yapılar geliştirdik.

    Bu yapılar rezonans bir kol, bu kol üzerindeki metal sarımlar ve sabit bir mıknatıstan oluşuyor. Rezonans kol ve üzerindeki metal sarımlar, çevresel titreşimlerle, sabit mıknatısa göre hareket ederek elektriksel enerji üretiyor. Üretilen enerji, bu kollardan birden fazla yapılarak, seri olarak bağlanmasıyla artırılabiliyor.”

    Külah, geliştirdikleri sistemde düşük frekanslı sarsıntıların yüksek frekanslı sarsıntılara, daha sonra da elektrik enerjisine çevrildiğini belirtti.

    “ELEKTRİĞİ DEPOLAYABİLİYOR”

    Üretilen enerjinin daha sonra kullanılmak üzere depolanabileceğini aktaran Külah, ayrıca 8x9.5x0.5 mm boyutları ve 200 mg ağırlığı ile kolay tanışabildiğini belirten Külah, sistemin özellikle mikro algılayıcılar, kablosuz iletişim ve askeri uygulamalarda kullanılabileceğini belirterek, şöyle devam etti:

    “Gelecekte ortam sıcaklığını, bu ortamda biyolojik bir silahın bulunup bulunmadığını ya da bir bölgede hareketin bulunup bulunmadığını ölçen minik toz şeklinde mikroçipler olacak. Böyle bir sistemde pil kullanılamayacak. Ortamın hareketinden enerjiyi depolayacak, günde bir defa bilgiyi ilgili birime iletebilecek sistemler gerekecek.

    Bu teknoloji günlük hayatta da cep telefonu, MP3ve IPhone ve giyilebilen bilgisayar gibi elektronik cihazlara da enerji sağlayacak. Sistem, mikro boyutlarda olduğundan görünmezlik teknolojilerinde de kullanılabilecek. Özellikle savunma sanayinde de çok popüler kullanımları söz konusu olabilecek. Örneğin bir askerin kol saatinde kimyasal ve biyolojik sensörlere enerji sağlayabilecek.”

    Külah, yaptıkları çalışmanın dünyada pek çok araştırma kuruluşunun geliştirdiği sistemlerden farkını ise “Dünyada çok düşük frekanslarda kullanılabilir seviyede enerji üretebilen sistemler bildiğimiz kadarıyla bulunmuyor. Bizim çalışmamız diğer çalışmalardan el ve kol gibi çok düşük frekanslı bir sarsıntıdan bile bir mikroçipi çalıştırabilecek yeterli enerji üretmesiyle ayrılıyor” sözleriyle özetledi.

    Yazının Devamını Oku...

    Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz

« Önceki Yazılar :|: Sonraki Yazılar »

Bakmadan Geçme

Bakmadan Geçme

Sohbet