Bakmadan Geçme


    5/3/2009 • Kategori: Saglik

    Yapılan araştırmaya göre çayın diş eti hastalıklarını azalttığı ortaya çıktı.

    Plusdent Diş Kliniği Diş Hekimi Onur Öztürk yapılan son araştırmalara göre çayın ağız hijyenini bozan zararlı bakterilerle savaşarak dişeti hastalıkları ve çürüğün oluşumunu azalttığını belirtti.

    Öztürk konuyla ilgili olarak şu açıklamayı yaptı: "Siyah çayın içinde bulunan bileşenler diş üzerindeki gıda artıklarında asit üretimini ve bakterilerin çoğalmasını yavaşlatırlar. Aynı zamanda gıda artıklarının dişin üzerine yapışmasına sebep olan bakteriyel enzim glukosiltransferaz'ın etkisini yavaşlatıp, ağız hijyeninin korunması kolaylaştırırlar. Ancak daha sağlıklı olduğu düşünüldüğü için tercih edilen bitki çayları fazla asit içermesinden dolayı diş minesine zarar verebilir. Bunun için bitki çayı alırken pH seviyesine dikkat edilmesi gerekir. Bitki çayı alırken pH değeri yüksek olan çaylar tercih edilmeli."

    Şeker ve asit içeren içeceklerin diş minesinde tahribata ve çürüklere neden olduğunu belirten Öztürk bu tür içeceklerden uzak durmanın ağız ve diş sağlığı açısından yararlı olduğunu belirtti.

    Yazının Devamını Oku...

    Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz


    24/2/2009 • Kategori: Saglik



    Kepekli saçlar için hangi bitkisel formüller uygulanabilir?

    Kepekli saçların en iyi ilacı susam yağıdır. Susam yağında E vitamini vardır. E vitamini özellikle saç dibine çok faydalıdır.

    1 tatlı kaşığı deniz tuzu, 1 çorba kaşığı elma sirkesi, 1 çay kaşığı bira mayası, karıştırın, saç dibinde en az 1, 2 saat streç film sararak bekletin. Saçınıza uygun, konsantre edilmiş şampuanlarla yıkadığınız zaman 2 kat fayda görürsünüz.

    Şampuanı suyla karıştırın

    Şampuanın kimyasalını azaltmak için, su ekleyip karıştırırsak, daha iyi olur. Böylece saçımızın daha az zarar görmesini sağlarız.

    Saç toniği, 1 tutam meşe kökü, 1 tutam lavanta, 1 tutam papatya, 1 tutam biberiye, 500 gram kaynar suda çay gibi demleyip saç dibine sürebiliriz. Bunu durulamadan da geçirebiliriz günümüzü. Bu da saç dibindeki kepeği, yağı dengeler.


    kaynak : uzmantv
    Yazının Devamını Oku...

    Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz


    24/2/2009 • Kategori: Saglik



    Saçta bir açılmaları ve kelleşmeyi önleyeceğimiz 2 tarif vereceğim.

    Tarif 1

    250 gr. sığır iliği.
    Sığır iliğini suda, makarna gibi haşlayın.
    Haşladığınız iliği süzün.
    Süzdükten sonra blendıra koyun.
    İçine 100 gr. kadar Hindistan cevizi yağı, 1 çorba kaşığı defne tohum yağı, 1 tatlı kaşığı ısırgan tohum yağı, 1 tatlı kaşığı çörek otu yağı ekleyin.
    Tümünü karıştırın.
    Karışımı saç dibine sürerek, friksiyon yapın.
    Saçınızı streç film ile sarın.
    Üzerine tülbent ya da havlu sarın.
    2 saat sonra saçınıza uygun bir şampuanla yıkayın.
    Haftada bir kez uygulayın.

    Tarif 2

    2 adet bıldırcın yumurtası, olgun bir avakado rendesi, susam yağını eşit miktarda karıştırın.
    Saç diplerine sürün.
    Daha sonra yine saça uygun bir şekilde şampuanla yıkayın.
    2 saat beklediğinizde yine streç film, üzerine havlu sarın.
    Bu şekilde saç dibinin daha iyi emmesini sağlayabilirsiniz.
    Açtığınız zaman kafa derisine masaj yapın.
    Bunu her gün en az 2, 3 dakika uygulayın.


    kaynak : uzmantv
    Yazının Devamını Oku...

    Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz


    20/12/2008 • Kategori: Saglik

    İtalyan bilim insanları, ultrason kullanarak, "G" noktasının varlığını kanıtladı. Ancak New Scientist’te yayınlanan makaleye göre, kadınların sadece dörtte birinde bu nokta mevcut.

    L’Aquila Üniversitesi uzmanları, vajinal orgazm olabilen kadınlarla bu orgazmı yaşamayan kadınlar arasında açık bir anatomik fark saptadı. Bilimciler, ilişki sırasında vajinal orgazm olabilen "Şanslı kadınların" idrar yoluyla vajinaları arasındaki bölgede diğerlerine nazaran daha kalın bir doku bulunduğunu ve "G" noktası diye adlandırılan bu bölgenin tıbben kolaylıkla saptanabildiğini söyledi. Bu kalın dokuya sahip kadınların, vajinal orgazmı yaşadıklarına veya öğrenebildiklerine dikkat çeken uzmanlar, tıbbi kontrolden geçirilen 30 kadından sekizinde "G" noktasına rastlanıldığını, bu sekiz kadının da sadece beşinin vajinal orgazmı yaşadığının belirlendiğini ifade ettiler.
    Yazının Devamını Oku...

    Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz


    19/12/2008 • Kategori: Saglik

    Çok yakında beyindeki tümör, genetik madde enjekte edilerek tedavi edilecek.  
     
    BBC Focus Dergisi'nde yer alan habere göre, gliyoblastom multiforme (Çok sayıda bileşeni bulunmasıyla karakterize polimorf serebral gliom) türü beyin tümörünü tedavi etmek için yeni bir yol deneniyor. Hızlı ilerleyen ve kemoterapi ilaçlarına karşı da dirençli olan tümör hücrelerinin yok edilmesi için Los Angeles'taki Cedars-Sinai Medikal Merkezi'nde çalışan Pedro Lowenstein ve Maria Castro yeni bir çözüm buldular.

    Geliştirdikleri teknik gelecek yıl ilk kez hastalar üzerinde test edilecek. Genetik madde içeren zararlı virüsleri beyine enjekte etmeden önce, beyin cerrahı tümörün mümkün olduğu kadar fazlasını çıkaracak. Bu yöntemde kullanılacak virüsler konjonktiviteden sistite kadar her şeye yol açan bir grup virüstür olan adenovirustür.

    (Adenoviridae ailesinden DNA'lı virus grubu) İşte bu tekniğin adım adım aşamaları:

    Yazının Devamını Oku...

    Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz


    19/12/2008 • Kategori: Saglik

    Zeki olanlar zor olan bir problem üzerinde düşünürken daha fazla enerji harcıyorlar.  
     
    BBC Focus dergisinde yer alan habere göre, vücut ağırlığımızın sadece yüzde 2-3'ü oranında ağırlığı olan beynimiz, vücudumuzun toplam enerji tüketiminin yüzde 20'sinden tek başına sorumludur. Bu da günde ortalama 400-500 kalori anlamına geliyor. Fakat bu oran beynin çalışırken zorlanmasına bağlı olarak değişiyor. Derin anestezi altında dahi beyin günde 150 kaloriye ihtiyaç duyar. Fakat fareler üzerinde yapılan araştırmalara göre, derin anesteziden uyanırken enerji ihtiyacı yüzde 50 artıyor.

    Uyanıkken, beyin fonksiyonunun büyük bir kısmı kaslarımızı kontrol etmeye ve duyusal verileri işlemeye yarıyor. Zeki olanlar zor olan bir problem üzerinde düşünürken daha fazla enerji harcıyorlar.

    Yazının Devamını Oku...

    Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz


    19/12/2008 • Kategori: Saglik

    İs hayatının yoğunluğundan sizi kurtaracak bazı öneriler.

    Eğer doktorların sürekli olarak tavsiye ettiği şekilde dinlenemiyor, uyuyamıyor fakat tüm bunlara rağmen çalışmak zorundaysanız size yardımı dokunacak bu ipuçlarını mutlaka okuyun.

    DUYULARINIZI KULLANIN: Koku duyusu. Güçlü kokular –iyi ya da kötü- duyularınızı harekete geçirerek üzerinizde bir sarsma etkisi gösterir. Uyanık kalmaya ihtiyacınız olduğu ve yorgunlukla savaştığınız zamanlarda nane yağı koklamayı deneyin. Araştırmalar gösteriyor ki nane koklamak yorgunluk hissini yüzde 15 azaltmaya yardım ederken uyanık kalmanızı da sağlıyor.

    KARBONHİDRATLAR: Yorgun hissettiğiniz anlarda makarna gibi karbonhidrat zengini yemeklere hücum edin. Karbonhidratlı yiyecekler kandaki şekerin yavaşça salınımını sağlar Bu olay yani kandaki enerjinin kademeli olarak salınımı, kendinizi yorgun hissettiğiniz zamanlarda bile gücünüzün yüksek tutulmasına yardımcı oluyor. Kıymalı makarna, risotto ve fırınlanmış patates bu iş için ideal olan yiyeceklerin başında geliyor.

    ŞEKERLEME YAPIN: Ofiste küçük bir şekerleme yapmayı ummak çok da gerçekçi değil. Ama eğer elinize böyle bir fırsat geçerse bunu mümkün olduğunca hızlı bir şekilde değerlendirin. 5 dakikadan 15 dakikaya kadar süren kısa uykular yorgunlukla başa çıkmakta size büyük bir avantaj sağlar. Fakat dikkatli olmanızda yarar var çünkü 15 dakikadan fazla süren şekerlemeler sizi mayıştırarak daha da yorgun hissetmenize neden olacaktır.

    KAFEİN TAKVİYESİ: Sert bir fincan kahve uyanıklılığınızı 20 dakika içerisinde arttırır. Fakat lıkırdayan şeyler bütün gün boyunca telaş yaşamanıza neden olabilir ve gece uykuya dalmanızı olumsuz etkiler. Araştırmalar sadece kahve çekirdeklerinin koklanmasının bile uyanık kalmayı desteklediğini gösteriyor. Yani aşırı doza kaçmadan da kafeinin avantajlarından yararlanabilirsiniz.

    GERÇEKÇİ OLUN: İs yerinizde çok fazla gevşeyip rahat hareket edemezsiniz fakat kabul edin ki yorgun hissetmeye başladığınızda hafızanız da zayıflamaya başlayacaktır. Siz yoruldukça yavaşlamaya başlayan hafızanıza güvenmek yerine bir liste yapın ve biraz hız kesin. Böylece işinize daha fazla yoğunlaşmış ve hata yapmaktan uzaklaşmış olursunuz.

    EGZERSİZ: Yürüyüş, koşu ya da jimnastik daha fazla yorgun hissetmenize neden olabilir. Fakat kısa tutulan egzersizler, tempolu kısa bir yürüyüş gibi, dolaşımınızı arttıracak ve yorgun beyin hücrelerinizin daha fazla oksijen almasını sağlayacaktır.

    BİR BARDAK SU: Gün boyunca sürekli su içmeye özen gösterin. Sadece çok az susamış olmak bile enerji seviyenizin düşmesine neden olur.

    GÖZLERİNİZİ KAPATIN: Avuçlarınızı çukurlaştırarak ellerinizi kapalı gözlerinizin üzerinde 2 dakika boyunca bekletin. Bu hareket gözlerinize ışık gelmesini engelleyerek gözlerinizin dinlenmesine ve yenilenmesine yardımcı olur. Ayrıca göz damlaları da uykusuzluktan dolayı acıyan gözleri yağlandırmaya yardım eder.

    Yazının Devamını Oku...

    Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz


    19/12/2008 • Kategori: Saglik

    İçkinin fazla kaçırıldığı bir gecenin ardından bir aspirin, bolca su ya da muz işe yarayabilir diye düşünülebilir.

    Ancak ABD'deki Indiana Üniversitesi'nden bilim insanlarına göre, akşamdan kalmanın tedavisi diye bir şey söz konusu değil.

    British Medical Journal'da yayımlanan araştırma sonuçlarında, bunun gibi diğer bazı sağlık efsanelerinin daha gerçekle alakası olmadığı öne sürülüyor.

    Çalışmayı yürüten bilim insanları, neye neyin iyi geldiği hakkındaki genel kanılar üzerine tıp dergileri ve internet üzerinde araştırmalar yaptı.

    Dr Rachel Vreeman ve Dr Aaron Carroll, bu araştırmaları ışığında, "Hekimlerin ve hekim olmayan kişilerin bedeblerimiz hakkında gerçek olmayan şeylere inandıklarını" yazdı.

    Akşamdan kalmalık

    Araştırmayı yürüten ekip, akşamdan kalmaya tedavi yöntemleri olarak internet üzerinde aspirinden muza, bolca suya kadar çeşitli önerilere rastladı.

    Ancak yapılan deneyler sonucunda, bu yöntemlerden herhangi birinin akşamdan kalma halini giderdiği yönünde bilimsel bir kanıta ulaşılamadı.

    Geç saatte yemek ve kilo almak

    Tatil dönemlerinde kilo almak kaçınılmaz.

    Kilo almamak için duyulan en yaygın önerilerden biri geç vakitte yemek yenmemesi.

    Burada genel kanı, uyku halindeyken vücudun yeterince kalori yakamadığı şeklinde.

    Ancak bu yönde de bilimsel bir kanıt bulunmuyor.

    İsveç'te yapılan bir araştırmaya göre, obez kadınlar gece geç saatlerde yemeye daha yatkın, ancak gün içinde de daha çok gıda tüketiyorlar.

    2500 hasta üzerinde yapılan bir diğer çalışmaya göre de, gece yemek yemek ile kilo almak arasında bir bağlantı bulunmuyor.

    Şeker ve hiperaktivite

    Ailelerin genel kanısının aksine, şeker çocuklarda hiperaktif davranışlara yol açmıyor.

    Şeker düzeyi ve davranışlar arasındaki ilişkiyi irdeleyen en az 12 deneyde, şeker tüketiminin hiperaktiviteyi tırmandırdığı gibi bir sonuç gözlenmedi.

    Şapka ve soğuk

    Isının en çok baş bölgesinden kaybedildiği, bu nedenle kışın şapka takmak gerektiği söylenir.

    Ancak yapılan bir araştırmaya göre, baş bölgesinin vücudun diğer bölgelerinden daha çok ısı kaybettiği yönünde herhangi bir kanıt bulunmadı.

    Tatil döneminde intiharlar

    Dr. Vreeman, "Uyumsuz ailelerin, yalnızlığın ve karanlık, soğuk kış aylarında daha çok depresyona girilmesinin intiharların sayısını arttırdığı düşünülür." diyor.

    Ancak tatil dönemleri bazıları için zor geçse de, intihar oranlarının arttığına dair geçerli bir kanıt yok.

    Ayrıca araştırmacılara göre, insanların karanlık kış aylarında intihar etmeleri daha muhtemel değil çünkü dünya genelinde intiharlar en çok ılıman aylarda tırmanışa geçiyor.

    Yazının Devamını Oku...

    Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz


    19/12/2008 • Kategori: Saglik

    Opr. Dr. Murat Songu, ortak kulak rahatsızlıklarının tedavisindeki çalışmasıyla uluslararası bir başarıya imza attı.

    Opr. Dr. Murat Songu, ortak kulak rahatsızlıklarının tedavisindeki çalışmasıyla uluslararası bir başarıya imza attı. İzmir Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları Hastanesi'nde görev yapan Songu, dünyadaki en itibarlı KBB topluluğu ödülü Politzer'e layık görüldü. Songu'nun araştırmasıyla akut ve kronik kulak hastalıkları tedavi edilecek. Songu, çalışmasını Antalya'da düzenlenen Uluslararası Kulak Cerrahisi Kongresi'nde sundu. Araştırma, Politzer Derneği tarafından verilen 'En İyi Klinik Çalışma Ödülü'nü almaya hak kazandı. Songu, orta kulak hastalıklarının sebebini irdelemeye 2005 yılında Fransa'da başladığını ve 4 yılda tamamladığını anlattı. Songu, şunları söyledi: "Orta kulak rahatsızlıklarının, sinirsel mekanizmalarla, sinir iletimindeki bozukluklarla oluştuğu düşünülüyor. Araştırmamız bu görüşü destekleyen insanlar üzerinde yapılan ilk çalışma. Bu yüzden ödüle değer görüldü. Çalışmalarımızla orta kulak havalanmasındaki bozuklukların çözümüne bir adım daha yaklaşmış olduk."
    Yazının Devamını Oku...

    Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz


    19/12/2008 • Kategori: Saglik

    Bilim dünyası bir ilki gerçekleştirdi. Amerikalı doktorlar ilk kez yüzde 80 yüz nakli yapmayı başardı.

    Tıp dünyası bir başarıya daha imza attı ve kısmi yüz naklinden sonra ilk kez neredeyse tam yüz naklini gerçekleştirdi.

    Operasyon ABD'de Cleveland Kliniği doktorları tarafından yapıldı.

    Adı açıklanmayan hasta, burnu olmadığı için ancak soluk borusunda açılan delikten nefes alabiliyordu. Önce hasta için uygun bir donör bulundu.

    22 saat süren operasyonda hastanın göz kapakları, alt dudağı ve çenesi hariç bütün yüzü değişti.

    ABD'deki yüz nakli, dünyada başarıyla gerçekleştirilen dördüncü yüz nakli. 2005'te de Fransa'da bir köpeğin saldırısına uğrayan bir kadına yüz nakli yapılmıştı.

    Yüzün yüzde 80'inin nakledildiği ABD'deki operasyonu diğerlerinden ayıran bir özellik var. Operasyonda ilk kez kemik, kas dokusu, kan damarları ve sinirler de hastaya nakledildi.

    Diğer organ nakillerinde olduğu gibi yüz naklinde de hastanın yeni organları reddetme riski bulunuyor. Bu yüzden yüz nakli yapılan hastalar da vücudun organı reddetmemesi için ömür boyu ilaç kullanıyor.

    Yazının Devamını Oku...

    Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz

« Önceki Yazılar :|:

Bakmadan Geçme

Bakmadan Geçme

Sohbet