Bakmadan Geçme


    28/4/2009 • Kategori: Otomobil

    Ferrari, California modelini Türkiye'de satışa sundu. Aracın fiyatı 329 bin 557 euro'dan başlıyor. Türkiye distribütörlüğünü ise Fer - Mas oto ( fer-mas ferrari ) yapıyor. Araç, tasarımı ile 1957 üretimi olan ve adını aldığı 250 GT California'ya benziyor. Araç 0-100 km'yi 4 sn'nin altında yapıyor. 100 km'de 13.1 litre yakıt tüketiyor.

    İşte karşınızda Ferrari California; teknik özellikler için şuraya göz atabilirsiniz.









    Yazının Devamını Oku...

    Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz


    19/12/2008 • Kategori: Otomobil

    ABD'li 'terra firma' adlı şirketin geliştirdiği 'uçan araba'lar, 2009 sonunda uçuşa geçmeye hazırlanıyor.

    'Terrafugia Transition' adı verilen araçlar, hem karada hem de havada gitmesi için tasarlanmış.

    9 metre genişliğindeki kanatlarıyla havada saatte 185 kilometre hızla uçabilen araç, bir depo benzinle ortalama 740 kilometre gidebiliyor.

    Sürücünün bir düğmeye basmasıyla kanatları katlanarak kapanan araç, garaj ve otopar gibi yerlere konması açısından da son derece avantajlı.

    Yakıt dolumunu normal bir benzin istasyonundan rahatlıkla yapabilen aracın satış fiyatı ise 260 bin dolar

    .

    Yazının Devamını Oku...

    Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz


    19/12/2008 • Kategori: Otomobil

    TOFAŞ'ın Bursa'daki fabrikasında üretilen “Fiat Doblo”nun, yine TOFAŞ tarafından projelendirilerek hayata geçirilen en lüks donanımlı versiyonu “VIP”in, satışa sunulduğu bildirildi.

     Fiat Ticari Araçlardan yapılan yazılı açıklamaya göre, Fiat Doblo'nun lüks donanımlı versiyonu olan Fiat Doblo VIP, 27 bin 30 YTL'den başlayan anahtar teslim satış fiyatıyla tüketicilerin ilgisine sunuldu.

    Fiat Doblo VIP'in kaputunun altında sadece manuel şanzımanla kombine edilen 1.3 litre 75 HP ve 1.9 litre 105 HP'lik multijet iki ayrı dizel motor seçeneğine yer veriliyor. 

    Fiat Doblo VIP, Doblo ailesinin diğer üyelerinden, dış tasarımında standart olarak sunulan metalik siyah gövde rengi, koyu renkli özel camları, krom renkli ön ızgara, alaşım jantlar, gövde rengi tamponlar ve yan aynalar ile krom renkli tavan rayları ve sürgülü yan kapılarıyla ayrılıyor.

    Fiat Doblo VIP'de bej renkli deri döşeme, deri kaplı direksiyon simidi, ahşap kaplamalı orta konsol ve vites topuzu, çift parçalı katlanabilir arka koltuklar, klima, sesli arka park sensörü, MP3 çalarlı radyo-CD müzik sistemi, EBD destekli ABS, sürücü ve yolcu ön havayastığı ile yan havayastıkları standart olarak sunuluyor.

    Arka koltuklar dik konumda 750 litre bagaj hacmi sunan araç, arka koltuklarının yatırılmasıyla 3 bin litreye ulaşan bir yükleme alanına da erişebiliyor. 

    Aracın 75 HP güç ve 190 Nm tork üreten 1.3 litre multijet motor versiyonu 146 km/s'lik maksimum hıza erişirken, 100 km'de ortalama 4.7 litrelik yakıt tüketimi değeriyle ön plana çıkıyor.

    Aracın 105 HP güç ve 200 Nm tork üreten daha güçlü multijet motorlu versiyonu ise 168 km/s'lik son hız ve 4.8 lt/100km ortalama yakıt tüketim değeriyle dikkati çekiyor.

    Yazının Devamını Oku...

    Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz


    8/12/2008 • Kategori: Otomobil

    Japonya’nın Okinava Adası’nda yaşayan müzik prodüktörü Mitsuji Çinen, "yeşil araba" verdiği otomobilini basına tanıttı.

    Naha şehrinde yaşayan Çinen, aracının tavanı üstünde çim yetiştirmiş. Böylece, yarı tropik iklime sahip sıcak bölgede, klima çalıştırmasına gerek kalmıyor. Çinen’in, Ağustos ayında tavana ektiği çimler şimdi 10 cm boyunda.

    Yazının Devamını Oku...

    Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz


    6/12/2008 • Kategori: Otomobil

    Audi’nin dinamik görünümlü, heyecan verici modeli yeni A5 Cabriolet yollara çıkmaya hazırlanıyor.

    Kumaş tavanlı dört kişilik A5 Cabriolet, sportif karakteri, üstü açık sürüşün cazibesini, üst düzey konfor ve günlük kullanım özelliğiyle birleştiriyor. Yedi güçlü motor seçeneği, çevik süspansiyon ve geniş bir yelpazede yer alan üst düzey teknolojik özellikleriyle sınıfının en çekici modeli olan A5 Cabriolet, 2009 yılının ikinci çeyreğinde showroom’lardaki yerini alacak.

     

    Yenilikçi tasarımın cabriolet cazibesiyle bütünleşmesi…
    Audi’nin ilerici tasarımının üstü açık bir otomobilin cazibesiyle birleştiği A5 Cabriolet, uzun motor kaputu, keskin çizgiler, omuz konturunun çizdiği geniş kıvrım, zarif eğimli yüzeyler, geniş jantlar, belirgin ön kısım ve etkileyici arka kısım etkileşime girerek biçimli ve duyulara hitap eden bir bütün yaratıyor. A5 Cabriolet 4.63m. uzunluğa ve 1.85m genişliğiyle sınıfının en sportif oranlarına sahip. Yanlardan geniş hava menfezleriyle kuşatılan tek çerçeveli ızgaranın hakim olduğu ön kısımda, farların zevkli tasarımı teknik mücevherler gibi görünmelerini sağlıyor. A5 Cabriolet’da ayrıca gündüz farları LED’lerden meydana gelen xenon plus far donanımı da opsiyonel olarak temin edilebiliyor.

    Arka uç kısmın görünümü, yatay çizgiler, geniş arka stoplar, düz egzoz boruları ve belirgin renkli dağıtıcı ilavesiyle keskinleştirildiği A5 Cabriolet’te bagaj ağzı, mütevazı bir spoyler kenarına sahip. Aracın arka bölümünün tasarımı, isteğe bağlı xenon plus far donanımı, kolaylıkla ayırt edilebilen bir ışık düzeni oluşturan LED stop lambalarıyla tamamlanıyor.

    Kumaş tavanla sağlanan dinamik ve çarpıcı görünüm…
    Bütün üstü açık Audi modellerinde olduğu gibi yeni A5 Cabriolet’da de dinamik ve çarpıcı bir görünüm sağlayan klasik kumaş tavan, son derece hafif, yumuşak ve 15 saniyede açılıp, 17 saniyede kapanabiliyor. Her iki hareket de 50 km/s’e kadar hızlarda gerçekleştirilebiliyor. Tam otomatik açma/kapama sürücüsünün standart olarak sunulduğu A5 Cabriolet’da, rüzgâr gürültüsünü neredeyse hard-top seviyesine indirgeyen akustik tavan da isteğe bağlı olarak sunuluyor. Açıldığı zaman etkileyici bir şekilde katlanarak, çok az bir alan kullanan Audi A5 Cabriolet’nun tavanı, bagajda 320 litrelik bir hacim kalmasına olanak tanıyor. Bu değerle rakiplerinden açık ara öne çıkan A5 Cabriolet’da yumuşak tavan bölmesi, tavan açıldığında otomatik olarak alçalıyor. Bagaj alanı ve iç mekân arasında geniş bir geçiş sağlayan katlanır arka koltuk sırtlığı da saklama alanını 750 litreye yükseltiyor.

    Audi’nin klasikleşen sağlamlığı…
    Audi modellerinin tipik özelliği olarak son derece sert bir gövdeye sahip A5 Cabriolet bu sayede kusursuz sürüş performansı, yüksek konfor seviyesi ve azami düzeye getirilmiş çarpışma güvenliğine sahip. Ana gövdenin yapımında “Beyaz gövde” olarak adlandırılan yenilikçi teknolojilerin kullanıldığı A5 Cabriolet’da alüminyum ön çamurluklar ağırlığı azaltırken aks yükü dağıtımını da ideal konuma getiriyor. A5 Cabriolet’nun ön kısımda, yan etekliklerinde, ön cam çerçevesinde ve arka kısmında yapılan bir dizi takviye aksamıyla da sert bir tavanın yokluğu telafi ediliyor. İç mekân ile bagaj bölümünün arasında taklaya karşı korumaların yer aldığı A5 Cabriolet’da takla tehdidinin ortaya çıkması halinde yaylı alüminyum destekler arka koltukların baş dayamalarının arkasından yükseliyor.

    Sınıfının en uzun iç mekanı…
    2.75 m.’lik geniş dingil mesafesiyle sınıfının en uzun iç mekânına sahip Audi A5 Cabriolet, uzun seyahatler için oldukça geniş bir alan sunuyor. Akan çizgilerdeki zarafet, işlevsel ergonomi ve birinci sınıf işçiliğin ön plana çıktığı iç mekanda, sürücüye odaklanan biçim verilmiş plastik konsol akıcı çizgilerle orta tünele ve kapı kaplamalarına bağlanıyor. Alçak konumlu standart koltuklar sayesinde mükemmel bir kontrol ve desteğinin sağlandığı A5 Cabriolet’da emniyet kemeri kullanımı elektrikli kemer uzatıcılarla kolaylaştırılıyor. Araçtaki bazı özel çözümler ise seçenekler halinde sunuluyor: Sert spor koltuklar ve elektrik ayarlı ısıtmalı koltuk.

    A5 Cabriolet’da, boyun seviyesinde ısıtma, ön koltuklarda isteğe bağlı olarak alınabiliyor. Dört kişilik yolculuklar için ferah bir alana sahip A5 Cabriolet’da güneş ısıtmasını azaltmak amacıyla özel bir malzemeyle kaplanan deri koltuklar opsiyonel olarak sunuluyor

    5 farklı motor, 5 farklı güç…
    Güç çıkışları 180 hp’den 265 hp’e kadar değişen üç benzinli ve iki de dizel motorla pazara sunulacak olan A5 Cabriolet’nun beş motor seçeneğinin tamamı doğrudan püskürtmeyle; dördü ise aynı zamanda turboşarjla besleniyor. Audi A5 Cabriolet’da yer alan en güçlü yönlerden biri olan benzinli motor emme supaplarını iki aşamada kaldıran yenilikçi Audi supap kaldırma sistemiyle birlikte çalışan 3.2-litrelik FSI motor; V6, 265 hp güç çıkışının yanında 3,000 ile 5,000 d/dk aralığında 330 Nm tork üreten motor, önden çekiş ve multitronic sayesinde 100 km/s’e 6.9 saniyede hızlanmayı ve 246 km/s’lik azami hızı sağlıyor. Ortalama yakıt tüketiminin 100 km’de 8.6 litre gibi etkileyici bir değere sahip olduğu A5 Cabriolet’da isteğe bağlı sunulan bir alternatif de yeni, yedi ileri S tronic ile birlikte sunulan quattro dört tekerlekten çekiş.

    Bir diğer motor seçeneği olan dart silindirli 2.0 TFSI; önden çekiş ve multitronic giriş seviyesi versiyonunda motor, 180 hp’i bulan güç çıkışı ve 1,500 ile 3,900 d/dk aralığında 320 Nm tork üretirken, standart hızlanmayı 8.9 saniyede tamamlıyor ve 219 km/s’lik azami hıza sahip. Ortalama yakıt tüketimi ise 100 kilometrede 7.4 litre.

    2.0 TFSI’ın daha güçlü versiyonu ise 211 hp’in yanında 1,500 ile 4,200 d/dk aralığında 350 Nm tork sağlarken, üç aktarma organı versiyonuna sahip. Bunlar sırasıyla quattro çekiş paketi ve yedi ileri S tronic ile multitronic veya manuel şanzımanla sunulan önden çekişli versiyonlar. Son versiyonda A5 Cabriolet 100 km/s’e 7.5 saniyede ulaşırken, azami hızı 241 km/s’ye yükseliyor. Ortalama yakıt tüketimi ise 100 km’de 6.8 litre gibi etkileyici bir değere sahip.

    A5 Cabriolet’nun iki V6 TDI’ı da kendi sınıflarında standartların belirleyicisi. Muazzam torkları ve istikrarlı bir şekilde sorunsuz çalışma özellikleriyle bu motorlar Audi TDI teknolojisinin üstün sportifliğini temsil ediyorlar. Üç litrelik motor 240 hp güç üretiyor ve 1,500 ile 3,000 d/dk aralığında 500 Nm’lik torku krank miline aktarıyor. Aracın sıfırdan 100 km/s’e hızlanması 6.4 saniye sürüyor. Azami hızın 247 km/s olan ve serinin en üstünde yer alan ve dört tekerleğe yedi ileri S tronic aracılığıyla güç ileten bu dizel, 100 km’de etkileyici bir değer olan 6.8 litre yakıt tüketiyor.

    A5 cabriolet’nun ikinci TDI’ı daha tutumlu; 190 hp gücünde ve 1,400 ile 3,500 d/dk aralığında 400 Nm tork üreten 2.7 litrelik motor, 100 km’de sadece 6.3 litre yakıt tüketiyor. Önden çekiş ve manuel şanzımanla sunulan daha küçük V6 dizel, sıfırdan 100 km/s’e 8.6 saniyede çıkıyor ve azami hızı da 230 km/s.

    Yazının Devamını Oku...

    Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz


    6/12/2008 • Kategori: Otomobil

    Emisyonsuz Sürüş Keyfi: MINI E.

    BMW Group, tamamen elektrikle çalışan 500 araçlık bir filoyu, günlük trafikte kişisel kullanım için yollara çıkaran dünyanın ilk üst sınıf otomobil üreticisi oldu. MINI E, gücünü hiçbir ses olmadan ve tamamen emisyonsuz biçimde tek kademeli helisel şanzıman vasıtasıyla ön tekerleklere aktaran yüksek performanslı, yeniden şarj edilebilir lityum-iyon akü tarafından beslenen 150kW (204 bg) elektrik motoruyla donatılacak.

    Özel olarak otomobillerde kullanılmak üzere tasarlanmış olan akü teknolojisi 240 kilometre veya 150 millik bir mesafe kat edebilmektedir. MINI E başlangıçta ABD'nin Kaliforniya, New York ve New Jersey eyaletlerinde uygulanan bir pilot projenin parçası olarak seçilecek kişilere ve kurumsal müşterilere sunulacaktır. MINI E'nin Avrupa'ya sunulması olasılığı da ayrıca değerlendirilmektedir. MINI E‘nin, dünya prömiyeri 19-20 Kasım 2008 tarihlerinde Los Angeles Otomobil Fuarında yapılmıştır.

    MINI E'nin elektrikli aktarma sistemi, 100km/s hıza 8.5 saniyede kesintisiz bir şekilde ulaşmasını sağlayan 220 Newton metrelik azami tork üretmektedir. Azami hız 152 km/s’de elektronik olarak sınırlandırılmıştır. MINI E, ağırlık dağılımına uyması için ayarlanmış olan süspansiyon sistemiyle markanın karakteristik özelliği olan çevikliğe ve mükemmel yol tutuşa sahiptir.

    BMW Group MINI E'yi sunarak karayolu trafiğinde emisyonu ve yakıt tüketimini azaltma konusundaki çalışma azmini bir kez daha vurgulamaktadır. BMW Group, tahrik sistemi alanındaki eşsiz teknolojik uzmanlığını, sürüş zevkinden feragat etmeden sıfır emisyonu mümkün kılan bir araç konsepti geliştirmek için kullanmaktadır. 500 otomobili günlük trafik koşullarındaki yollara çıkarmak, geniş ölçüde uygulanabilir deneyim kazanılmasına olanak sağlayacaktır. Bu bulguların değerlendirilmesiyle seri üretimine konu olacak araçların tasarımında etken olacak değerli bilgi birikimi elde edilecektir. BMW Group, Number ONE stratejisinin bir parçası olarak, orta vadede, tamamen elektrikli araçların seri üretimine başlamayı amaçlamaktadır. "Project i" kapsamında büyük kentlerde mobilite için yenilikçi konseptlerin geliştirilmesi, tamamen elektrikli aktarma organlarından faydalanılması amacını içerdiği için benzer bir hedefe sahiptir.

    Enerji depolama birimi: MINI'de kullanım için özel olarak tasarlanmış, modern lityum-iyon teknolojisi.

    Güncel MINI‘nin baz alındığı otomobil, öncelikle iki kişilik olarak sunulmaktadır. Arka yolcu koltuklarının kaldırılmasıyla kazanılan boşluk lityum-iyon akü için kullanılmaktadır. Sıfır emisyonlu MINI kullanımdayken, akü birimi, yüksek depolama kapasitesini yüksek güç ve bu uygulama alanında emsalsiz olan güç oranları ile birleştirmektedir. Lityum-iyon depolama birimi azami 35 kWh kapasiteye sahip olacak ve nominal 380 voltta düz akım olarak enerjiyi elektrik motoruna aktaracaktır. Yeniden şarj edilebilir akü, 40 modülde gruplandırılmış 5.088 adet hücreden oluşmaktadır. Bu modüller kompakt olarak MINI E'nin içinde bulunan üç akü elemanı şeklinde düzenlenmiştir.

    Enerji depolama biriminin temel bileşenleri, taşınabilir bilgisayarlar ve mobil telefonlar için güç kaynağı alanlarında kendini pratikte kanıtlayan teknolojik prensiplere dayanmaktadır. MINI E'nin lityum-iyon aküsü standart elektrik prizlerine takılabilmektedir. Dolum süresi şebeke boyunca akan elektriğin amperajına ve voltajına bağlıdır. ABD'de kullanıcılar, çok kısa bir sürede, tamamen boşalmış bir aküyü MINI E ile birlikte teslim edilecek olan elektrik panosunu kullanarak yeniden doldurabilirler. Elektrik panosu müşterinin garajına monte edilecek ve daha yüksek amperaj ile çok daha kısa şarj süreleri sağlayacaktır. Duvar panoları iki buçuk saatlik bir sürede aküleri tamamen doldurmaktadır.
    Elektrik gücü: Güvenilir, ekonomik ve emisyonsuz.

    Tam bir yeniden şarj, şebekeden azami olarak saatte 28 kilovat saat elektrik çeker. Otomobilin menziline bağlı olarak, bir kilovat saat 8.69 kilometrelik (5.4 mil) yol demektir. MINI E, sıfır emisyonlu sürüş faydasının yanında geleneksel içten yanmalı bir motorla çalışan bir araca göre önemli ekonomik avantajlar da sunmaktadır.

    Dayanıklı aküler, gücü heyecan veren bir çevikliğe çeviren bir elektrik motoruna göndermektedir. MINI E'nin kaputunun altına enine olarak yerleştirilen güç sistemi, tamamen durmuş halden itibaren tüm gücünü ortaya koyabilir. Böylece otomobilin hayranlık veren kalkış kapasitesi sağlanır. MINI E'nin güçlü sürüş deneyimi, gaz pedalına doğrudan bağlı dinamik yavaşlama potansiyeli tarafından artırılmaktadır. Sürücü ayağını gaz pedalından çeker çekmez elektrik motoru bir jeneratör gibi hareket eder. Bu da frenleme gücü üretecek ve kinetik enerjiden geri kazanılan enerji aküyü geri besleyecektir. Bu etkileşim en üst seviyede konforlu sürüşe olanak sağlayacaktır; özellikle orta hızda, devamlı fakat marjinal farklılıklarla yapılan sürüşlerde. Şehir trafiğinde tüm yavaşlamaların %75'i frenler olmadan yapılabilir. Bu enerji geri kazanım özelliğinden önemli ölçüde faydalanmak otomobilin menzilini %20'ye kadar artıracaktır.

    Yeni bir görünümle klasik MINI çevikliği.

    MINI E, 1.465 kilogram ağırlığıyla dengeli bir ağırlık dağılımına sahiptir. Her zaman emniyetli yol tutuş sağlamak için süspansiyonda küçük değişiklikler yapılmıştır. Dinamik Denge Kontrolü (DSC) sistemi bu modelin özel jant yüklerine uyarlanmıştır.

    MINI E'nin fren sistemi yeni geliştirilmiş elektrikli düşük basınç pompasıyla birlikte gelmektedir. Elektrik Destekli Direksiyon (EPS), seri olarak üretilen MINI'deki ile aynıdır. Hem fren hem de direksiyon desteği sürüş koşullarına reaksiyon göstermekte ve böylece son derece etkin hale gelmektedir. Hatta klimanın elektrikli kompresörü bile yalnızca istendiğinde veya gerekliyken çalışmaktadır.

    Tasarım: Şüphesiz MINI, kesinlikle yeni.

    MINI E, ilk bakışta markanın açık bir tekrarı olarak görünmektedir. Fakat sıfır emisyonlu iki kişilik tasarımı, devrimci sürüş konseptine işaret eden bir dizi görsel ipucu tarafından bütünlenmektedir. Pilot proje için üretilen bütün otomobiller aynı boya rengine sahiptir ve ön çamurluklarında bir seri numarası taşımaktadır.

    MINI E'nin gövdesi, metalik Koyu Gümüş rengindedir, tavanda ise Saf Gümüş rengi kullanılmıştır. Sıfır emisyonlu MINI'nin ayırt edici özelliği gümüş rengi zeminde belirginleşen "E" biçiminde elektrik prizini betimleyen sarı renkli özel olarak tasarlanmış bir logodur. Tavana, daha küçük boyutlarda olmak üzere öne ve arkaya, şarj birimi kapağına, ön göğüs kaplaması ve MINI logosuyla beraber hafif değiştirilmiş biçimde kapı direğine uygulanmıştır. Tavan kenarları, ayna kaplamaları, kabin tasarım öğeleri ve koltuk dikişlerinin renkleri de logonun sarı tonuna uymaktadır.

    Üstelik, MINI'nin devir sayacının direksiyon simidinin arkasındaki yerini alan merkezi gösterge ve akü seviyesi göstergesi, koyu gri bir arka planda sarı yazı içermektedir. Akü seviyesi yüzdelik değerlerle görüntülenmektedir. Merkezi gösterge, güç tüketimini kırmızı ve güç geri kazanımını yeşille gösteren

    Yazının Devamını Oku...

    Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz


    5/12/2008 • Kategori: Otomobil

    İsveçli otomotiv firması Volvo'nun en büyük hissedarı Amerikalı Ford, sonunda Volvo'yu satışa çıkardı.
     
    Uzun süredir satacağı söylentileri dolaşırken, her seferinde Ford'dan yalanlama gelmiş, son günlerde ise bu teyit edilmişti. Bir adım daha atan Ford, Volvo'ya bedel dahi biçti. Ford, Volvo'ya 6 milyar dolar fiyat biçerken, 1999 yılında Volvo'yu 6,4 milyar dolara satın almıştı.

    Bu satışla, alış fiyatını amorti etmeye çalışan Ford'un, bu fiyatı Avrupa Birliği üyesi ülkelerden bir talibin çıkamayacağını düşündüğü ama Uzakdoğu'dan bir talibin çıkabileceğini umduğu kaydediliyor. Bloomberg Haber Ajansı, Uzakdoğulu müşteriler arasında Hyundai ve SAIC Motor'u favori olarak gösterdi.

    Başka alternatif ise, müşteri çıkmaması halinde Volvo ve SAAB'ın birleşmesi. Bazı uzmanlar, yeni şirkete şimdiden bir isim bile buldular: SAVO.

    Bu arada SAAB'ın 1995 yılından beri 26 milyar Kron (yaklaşık 2,5 milyar Euro) kaybettiği belirtildi.
    Yazının Devamını Oku...

    Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz


    5/12/2008 • Kategori: Otomobil

    Honda Insight Hybrid, Detroit Motor Show’da Dünya Prömiyerini Gerçekleştiriyor.

    Honda, Ocak 2009’da Detroit Motor Show’da dünya prömiyerini yapacağı yeni 2010 model Insight’ın Amerikan versiyonuna ait ilk görüntüleri sundu.

    Honda’nın yeni hibrid modelinin Amerikan versiyonunun görüntüsü, ilk kez Ekim 2008’de Paris’te vitrine çıkmış olan Insight Konsept’ten aerodinamik olarak esinlenilerek, nasıl atletik yapılı bir modele dönüştüğünü gözler önüne seriyor. Beş kişilik oturma kapasitesine sahip olan beş kapılı Insight, Honda’nın IMA hibrid sisteminin daha kompakt ve daha hafif bir versiyonu ile donatıldı. Yeni Insight önümüzdeki ilkbaharda satışa sunulacak.

    Dünyada yıllık 200 bin adet satışa ulaşması beklenen Insight’da, Ekolojik Sürüş Destek Sistemi adı verilen interaktif, sürücü-odaklı yeni bir yakıt ekonomisi geliştirme teknolojisi kullanılacak. Yeni geribildirim sistemi, sürücüye sürüş performansı hakkında gerçek zamanlı bilgi sağlayacak ve bu sayede sürücünün yakıt tüketimini ve karbondioksit emisyonunu düşürebilmesine yardımcı olacak.

    Daha temiz ve daha fazla yakıt tasarrufuna sahip ürünlerin lideri olan Honda, ilk düşük emisyonlu benzinli aracı, Avrupa ve Kuzey Amerika’ya ilk petrol-elektrik hibrid otomobili ve ilk EPA-sertifikalı hidrojen yakıt hücreli araç olan, FCX’i kullanıma sundu. 2007’de, Honda, Duyarlı Bilim İnsanları Birliği’nce, üst üste dördüncü kez “En Yeşil Otomobil Üreticisi” ünvanına layık görüldü.

    Yazının Devamını Oku...

    Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz


    5/12/2008 • Kategori: Otomobil

    BMW Yeni Modelleri ile 2008 Los Angeles Auto Show'a Damga Vurdu.

    BMW EfficientDynamics, çevre bilinci ve performans konusunda en seçici pazar olan Amerika ve Kanada’da kalpleri fethediyor. Premium segmentin lider otomobil üreticisi BMW, safkan sürüş zevkini geliştirilmiş yakıt ekonomisi ve emisyon yönetimiyle birleştiren, oldukça geniş bir yenilikçi sürüş konsepti sunarak 19-30 Kasım 2008 tarihleri arasında yapılan Los Angeles Auto Show'da tüm gözleri üzerine çekti.

    Amerika ve Kanada'da pazara sunumundan hemen önce, BluePerformance teknolojisi sunan BMW X5 xDrive35d ve BMW 335d Sedan Advanced dizelleri Los Angeles Auto Show’da sergilendi. BMW'nin benzersiz EfficientDynamics gelişim stratejisini temel alan, eşsiz performans dengesi ve yakıt ekonomisi ile öne çıkan BMW 7 Serisi'nin Amerika tanıtımının ardından, BMW Concept 7 Serisi ActiveHybrid modeli de, Los Angeles otomobil fuarında yer aldı.

    BMW, verim artırıcı teknolojileri içeren oldukça geniş bir çeşitlilik sunarak, geleceğe odaklı sürüş konseptlerinin geliştirilmesinde lider olduğunu, 2008 Los Angeles Auto Show'da da gösterdi. İlk çıkışını Los Angeles'da gerçekleştiren ve Kaliforniya'daki bir pilot proje kapsamında bireysel ve kurumsal özel müşteriler tarafından günlük trafikte kullanılan, tamamen elektrikli MINI E gibi, BMW ActiveHybrid ve BMW BluePerformance, var olan yakıt tüketiminin ve emisyonun azaltılması çalışmalarına yenilikçi bir konsept kazandırıyor.

    2008 Los Angeles Auto Show bünyesinde hem organizatörler hem de satıcılar, sürdürülebilir ulaşım konsepti ve alternatif sürüş sistemlerine büyük önem veriyorlar. Bu nedenle Los Angeles Auto Show, BMW Group’a yarının dünyasına ait ulaşım seçeneklerini tanıtmak için güzel bir fırsat sundu. Yeni BMW 7 Serisi ve yeni BMW 3 Serisi, yenilikçi aktarım teknolojilerinde, temiz ve ileriye dönük bir bakışa işaret ediyor.

    BMW'nin yeni Lüks Sedanı için BMW ActiveHybrid, BMW 3 Serisinin en yeni versiyonları için BluePerformance'lı BMW Advanced Diesel

    Beşinci nesil BMW 7 Serisi'nin Amerika lansmanı, 2008 Los Angeles Auto Show'un en önemli başlıklarından biri olurken BMW'nin yeni Lüks Sedan'ı, Premium segmentin lider üreticisinin eşsiz yaratıcılık gücünü etkileyici bir biçimde kanıtladı. Yeni BMW 7 Serisi şık tasarımı, sürüş teknolojisi, süspansiyon özellikleri, güvenlik, sürücü destek sistemleri ve konfor gibi öne çıkan mühendislik dehasının bir sonucu.

    Yeni motorlarıyla, standart olarak sunulan Dinamik Sürüş Kontrolü ve dünyanın tek İntegral Aktif Direksiyon Sistemi ile BMW 7 Serisi, otomobil dünyasında görülmemiş bir şekilde dinamizm ve konforu birleştirirken, buna bağlı olarak benzersiz bir sürüş keyfi sunuyor. Uzun dingil mesafesine sahip modellerde dahil olmak üzere Yeni 7 Serisi’nin tüm modellerinde Dinamik Sürüş Kontrolü ve İntegral Aktif Direksiyon Sistemi ile büyük bir kullanım rahatlığı sunarken, en kaliteli malzemeler üstün bir işçilikle kendisini belli ediyor.

    BMW'nin yeni amiral gemisinin yenilikçi karakteri, otomobilde hiçbir kısıtlama olmadan kullanılabilen İnternet bağlantısı, hem yol üzerinde hem de yol kenarındaki yayaları tespit edebilme yeteneğine sahip Gece Görüş Sistemi, yeni geliştirilmiş Şerit Değiştirme Uyarı Sistemi ve kamera destekli Hız Limiti Göstergesi gibi özellikleri barındıran yeni nesil BMW iDrive kontrol konseptini kullanarak farklılığını gösteriyor.

    BMW 3 Serisi’nin en yeni versiyonu, Amerika'daki galasını Miami'de yapmasının hemen ardından, Batı Sahili'nde de ilk kez Los Angeles Auto Show'da görücüye çıktı. Dünyanın en çok satan lüks otomobili olan BMW 3 Serisi pazara, Premium segmentteki liderliğini daha da pekiştirmek gibi net bir amaçla sunuluyor. Özenle geliştirilmiş gövde tasarımı, iç kısımdaki yüksek kalite, yeni nesil BMW iDrive ve Amerikan pazarı için geliştirilen ilk dizel motorun yanı sıra, otomobilde internet kullanımını da içeren BMW ConnectedDrive özellikleri, BMW 335d Sedan'da gururla sunuluyor.

    BMW, hem sportif hem de verimli dizel motorlar geliştirip üreterek, Avrupa'da dizel teknolojiye olan ilgiye büyük bir katkı sağladı. Bugün, BMW dizel motorları, Avrupa'nın önde gelen otomobil pazarlarında BMW satışlarının büyük bir kısmını oluşturuyor. Şimdi ise BMW Advanced Diesel, dizel teknolojilerin Amerika'da popülerlik kazanması için gereken doğru özellikleri ve ideal kaliteyi sunuyor. BMW'nin Değişken Çift Turbo Teknolojisi'ne sahip 3.0 litrelik, sıralı altı silindirli motoru, dünyanın en sportif ve en dinamik dizel motoru olarak hem BMW X5 xDrive35d ile hem de BMW 335d Sedan’la Los Angeles Auto Show'da sunuldu.

    Nitrik oksitleri (NOX) azaltan SCR teknolojisinin kullanılması, Amerika'da mutlaka uyulması gereken BIN 5 emisyon standardının yakalanmasını sağlarken, BluePerformance'lı BMW Advanced Diesel'lerin her iki modelinin, 50 eyalette de satışa sunulabilmesine olanak tanıyor.

    BMW, ActiveHybrid Teknolojisini tanıtarak ayrıca model çeşitlendirme stratejisini de devam ettiriyor ve her müşterinin farklı ihtiyaçlarına cevap verebilecek geniş bir Hybrid teknolojisi çeşidi geliştiriyor. Bu nedenle BMW 2009 yılında üretim standardına iki Hybrid modeli daha ekleyecek. Bu modeller, elektrikli ve içten yanmalı motorların, yoğun bir fren ve itiş gücü kullanılarak elektrik enerjisine dönüştürülmesi sonucu birlikte kullanılacak ve verimlilikte ciddi bir artış sağlayarak, performansı da artıracak.

    BMW Concept 7 Serisi ActiveHybrid, AB test değerlerine göre yanmalı motora sahip bir otomobile oranla yaklaşık % 15 yakıt tasarrufu sağlayan yarı-hybrid bir modelle 2008 Los Angeles Auto Show'da sunuldu.

    Bu teknolojinin daha ileri bir boyutu ise, AB test değerlerine göre yakıt tüketimini % 20'ye varan oranda azaltan tam hybrid sistemin kullanıldığı BMW Concept X6 ActiveHybrid.

    Bu yeniliklere paralel olarak BMW, sürüş sistemleri teknolojisinde sahip olduğu büyük yeterliliğini, kalitesi zaten kanıtlanmış olan içten yanmalı motorları geliştirmek için de kullanıyor. Gerçekten de, BMW 7 Serisinde bulunan 6 ve 8 silindirli motorlar, dinamizm, motor kalitesi ve verimlilik konularında yine standartları belirliyor. BMW 750i'de sunulan 407 bg güç sunan V8 motor tam anlamıyla sınıfının en verimli motoru. Zira AB test değerline göre yapılan testte, ortalama 11.4 litre/100 km yakıt tüketimiyle bu etkileyici gerçek, açık bir şekilde kanıtlandı. 326 bg, sıralı 6 silindirli motoruyla BMW 740i'de, 9.9 litre/100 km yakıt tüketimi sergileyerek, sürüş performansıyla yakıt ekonomisinin kusursuz bir dengesini sağladığını gösterdi.

    Yazının Devamını Oku...

    Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz


    4/12/2008 • Kategori: Otomobil

    auto motor & sport dergisinin haberine göre Porsche, ardı ardına iki devrimsel yeniliğini tanıttı. Stuttgartlı üretici ilk sedanı ve ilk dizel motorlu modelinin yaratacağı etkiyi yenilenen Boxster ve Cayman’la cilalıyor...

    Geride 60 yılı bırakıp sadece spor otomobillerle hayatta kalmak mümkün müdür? Gelişen ekonominin iştah kabartıcılığı, her gelenek sahibini yoldan çıkarttığı gibi Porsche'yi de yoldan çıkarttı. Önce Cayenne geldi ve Stuttgartlı üretici araziye çıkmış oldu. Bugünse devrimin hedefi lüks sedanlar.

    Patronların bu otomobillere çok fazla fon ayırması Porsche'nin pazarı neden gözüne kestirdiğini açıklıyor. Tabii bu noktada Porsche gibi bir üreticinin S Serisi'nin karşısına ortalama bir otomobille çıktığı düşünülmemeli.

    Panamera, yani ilk Porsche sedanı, 5 metrelik boya, 1,9 metre genişliğe ama sadece 1,4 metrelik yüksekliğe sahip. Bu değerler, Panamera'nın sınıfının hem en geniş hem de en alçak modeli olacağını gösteriyor. Garip ölçüleri bu yeni Porsche'nin de en az kardeşleri kadar sportif görünebilmesini sağlamış. Zaten şef tasarımcı Michael Mauer de bunun bir marka geleneği olduğunun altını çiziyor. Mauer'e göre hiçbir Porsche'nin yüksekliği genişliğinden fazla olmamalı. Otomobilin tasarımında en başarılı bölüm belki de profil çizgileri. Sanki bir 911 alınmış ve ortadan ikiye bölündükten sonra uzatılmış gibi. Arka çamurluklar hizasına gelindiğinde geniş lastiklerin sığabileceği yuvalar için büyükçe bir şişkinlik kullanıldığı görülüyor. Böylece Panamera'ya çekicilik için son silah da sağlanmış: Geniş ve seksi kıvrımlara sahip dolgun kalçalar. Seksiliğin kullanışlılığı etkileyeceğini düşünenler yanılıyor olabilir. Panamera'nın henüz iç mekan fotoğrafları yayınlanmadı ama bu bölümün çok zengin görüneceğini bilmek için kahin olmaya gerek yok. Panamera sadece 4 kişilik oturma alanı sunacak. Fakat Porsche'nin iddialarına bakılırsa arka koltuklarda 1,92 metre boyundakiler bile rahat edecek. Dahası sportif görünüme karşın arka koltukların yatırılmasıyla ortaya 1500 litrelik bir yükleme alanı çıkacak. Üretim aşamasında ilk önce tıpkı 928'de kullanıldığı gibi transaxle yerleşim üzerinde durulmuş. Fakat bu seçenek 4 tekerlekten çekiş sistemini zora soktuğu için gözardı edilmiş. Onun yerine klasik yerleşim korunmuş. Motor önde ve şanzıman da hemen arkasında. Motor seçenekleri güncel Cayenne ürün gamından alınacak. Yani 300 HP güç üreten V6, 400 HP güç üreten V8 ve bir de 500 HP güç üreten turbo beslemeli V8. 700 Nm tork üreten ve daha düşük rüzgar direnci sayesinde Cayenne Turbo'yu rahatlıkla geride bırakacak performansa sahip olacak olan Turbo versiyon, hıza duyarlı olarak yükselen arka kanadıyla diğer versiyonlardan ayrılacak.

    Panamera'nın kanadı gibi motor kaputu da yükselebiliyor. Yaya koruma normlarının yerine getirilebilmesi için Panamera piroteknik motor kaputuna sahip. Fakat Porsche mühendisleri bu özelliğe güvenip işlerini yarım bırakmamış. Cüzdanına güvenenler fren mesafesini kısaltan ve dayanımını arttıran seramik fren disklerine sahip olabilecek. Performans beklentilerini karşılamakta zorlanmayan diskler, çift kollu bağlantılarla yere basılan lastiklere işkence yapabilecek güce sahip.

    Porsche'nin bir diğer önemli yeniliğiyse küçük heyecan makinelerinin yenilenmesi. Boxster ve Cayman, hafif makyaj görmüş yüzleri ve güncellenmiş teknolojileriyle geliyor. Her iki model de her zaman olduğu gibi çok şık ve elit tasarımlara sahip. Artık LED teknolojili stop lambaları
    daha çekici görünüyor ve yüzleri de detay düzenlemeleriyle gençleştirilmiş. Ama ikilinin asıl yeniliği karoserin altında. 6 silindirli motorlar, Porsche mühendislerinin uğraşları sonucunda eski versiyonlarına göre daha fazla güç üretir hale gelmiş. Yeni motorlar, iki modelin de sınıflarına göre düşük kabul edilebilecek yakıt tüketimine sahip olmalarına olanak tanıyor.

    Yeni Boxster'da 2,9 litrelik Boxer motor kullanılmış ve bu motor 255 HP güç üretiyor. Aynı hacme sahip motor küçük değişiklikler yapılarak Cayman'da da kullanılmış. Yapılan değişiklikler sonucunda bu motor 265 HP güç üretiyor. Modellerin sahip oldukları eski motorlarına göre 10'ar HP'lik güç artışı sağlanmış. İşler Boxster'ın ve Cayman'ın S versiyonlarında ise biraz daha ilgi çekici. Boxster S, 3,4 litrelik motorla normal versiyonundan oldukça güçlü. 310 HP güç üreten motor, Cayman'da ise 320 HP güce ulaşıyor. Artan güç, güç/ ağırlık oranını da iyileştirmiş.

    Cayman S'in performans değerleriyse oldukça etkileyici. PDK isimli çift kavramalı şanzıman ve kalkış kontrol sistemiyle 0-100 km/s hızlanması sadece 4,9 saniye sürüyor. Boxster ise 6 ileri manuel şanzımanla 0'dan saatte 100 kilometre hıza 5,9 saniyede çıkıyor. PDK şanzıman hızlanma süreleri gibi yakıt tüketimini de düşürüyor. 2,9 litrelik boxer motor, 100 km'de 8,9 litrelik tüketim değerine sahip. Bu değer yerini PDK'ya kaptıran Triptronic şanzımana sahip eski versiyon motorlara göre yakıt tüketiminin %11 oranında azaltılmış olduğunu gösteriyor. 3,4 litrelik motorun sahip olduğu 9,2 litrelik yakıt tüketim değeri de aynı motorun eski versiyonuna göre %16 oranında daha düşük. Porsche yetkilileri, düşen yakıt tüketim değerlerinde yenilenen motorların yanı sıra, PDK şanzımanın da payının büyük olduğunu söylüyor.

    Çift kavramalı PDK şanzıman, hızlanma konusunda ise gerçekten harikalar yaratıyor. PDK'ya sahip Boxster ve Cayman modellerinin her ikisi de manuel şanzımana sahip versiyonlarına göre 0'dan 100 km/s hıza 0,1 saniye daha erken çıkıyor. Bu fark çok az gibi görülebilir. Fakat otomatik bir şanzımana sahip modelin, manuel versiyonundan daha iyi hızlanması, vites geçişlerinin ne kadar hızlı olduğunun ve güç kaybının neredeyse hiç olmadığının en güzel göstergesi. Hatta isteğe bağlı olarak sunulan kalkış kontrol sistemine (launch control) sahip versiyonlar 0-100 km/s hızlanmada elektroniğin sihirli yardımlarıyla 0,2 saniyelik avantaj elde ediyor.

    Porsche'nin devriminin ikinci ayağıysa yakıt tüketimi konusunda geri adım atıldığını gösteriyor. Daha önce üretileceğiyle dedikodular yanıtsız bırakılan dizel motorlu Cayenne sonunda gün yüzüne çıktı. Pazarda aslan payının dizel motorlu modeller tarafından kapıldığını gören Porsche'nin bu hamlesinin ne kadar geç kaldığıysa ortada. Cayenne için seçilen dizel motor, 1940'lı yıllarda üretilen traktörlerden bu yana dizel motor üretmeyen Porsche tarafından geliştirilmek yerine VW raflarından alınmış. 3,0 litrelik dizel motor, doğal olarak Porsche standartlarını karşılayabilmesi için elden geçirilmiş. Gücü 15 HP artışla 240 HP'ye ve torku da 50 Nm artışla 550 Nm'ye çıkartılmış. Bu motor sayesinde Cayenne'in yakıt tüketimi 100 km'de 9,3 litre seviyesine kadar inecek. Böylece Cayenne artık tutumlu müşterilerin de ilgi alanında. Bir Porsche'yi hızlandırırken geçikme yaşamaması için gaz tepkisi arttırılan motorun torkunu geniş bantta üretmesi de Cayenne müşterisinin beklediği sportiflik seviyesinin sağlanabileceğini düşündürüyor. Yine de dizel tıkırtılarının Porsche logosuyla aynı ortamda nasıl karşılanacağını zaman gösterecek.

    Dizel motorlu Cayenne'in benzinli kardeşlerinden tek farkı çalışırken ürettiği ve olabildiğince engellenen dizel tıkırtıları olacak. Bunun dışında gelişmiş arazi donanımı gibi standart ve sportif sürüş sağlayan adaptif yürüyen aksam gibi isteğe bağlı donanımlar tutumlu Cayenne'de de sunulacak. Tiptronic S isimli başarılı otomatik şanzımanın standart donanım listesinde sunulacağı dizel Cayenne, şubat ayında Avrupa pazarlarında satışa sunulacak.

    Yazının Devamını Oku...

    Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz

« Önceki Yazılar :|:

Bakmadan Geçme

Bakmadan Geçme

Sohbet