Bakmadan Geçme


    4/5/2009 • Kategori: Bakmadan Ge_me

    Amerika Birleşik Devletleri'nin yeni (çiçeği burnunda, eli cebinde) başkanı Hüseyin Barack Obama ülkemizi ziyaret etti. Gelme konusunun ilk açılışı, gelişi, gelip de gezişi gündem olduğu gibi gidişi de gündem oldu. İşte Obama rüzgarından geriye kalanlar. Bu eşsiz çalışmalar bobiller.örg esnafının tezgahından çıkmıştır.












    Yazının Devamını Oku...

    Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz


    2/5/2009 • Kategori: Bakmadan Ge_me

    Bugün Habertürk.com' da gezinirken Metin Can'ın şu haberine gözüm takıldı. Üniversite mezunu bir arkadaşımızın “Bugün elime 2500 TL’lik güzel bir borç ulaştı. Bekliyordum zaten ama en azından bu kadar çabuk beklemiyordum. Memur bile olamadık. Zaten okuduğuma da bin pişmanım okuduklarımız da uçtu ama borç uçmamış” şeklindeki sözünden yola çıkarak hazırlanmış bir yazı.

    Fakat olay sadece bu sözü söyleyen arkadaşımızı değil, yaklaşık 1 milyon 700 bin üniversite öğrencisini ilgilendiriyormuş. Hemen kısaca olaydan bahsedeyim. Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu'ndan (YURTKUR) borç alan arkadaşlar, okulu bitirdikten sonra (malum ülkemizin durumu ortada) iş bulamadıkları için borçlarını ödeyemiyorlarmış. Yıllarca iş bulamayan, yüz binlerce üniversite mezunu var ülkemizde. Yurtkur da alacaklarını tahsil etmek için zaten feleğin darbesini yemiş, işsizlik ve krizle boğuşan bu gençlerimize hiç zaman kaybetmeden icra uyguluyormuş.

    Yurtkur'un politikasına göre : Katkı ve kredi borcu okulun normal bitim süresinden başlayarak iki yıl içerisinde ve kredi aldığın sürenin yarısı kadar sürede üçer aylık taksitler halinde ödeniyor. Bu plan dahilinde ödenemediği takdirde de kişiye haciz geliyor. Ödemelerini gecikmiş olarak yapmak isteyenler ise aylık yüzde 2.5 faiz oranı ile karşılaşıyor.

    Yani kısacası şuan yüzbinlerce gencimiz, işsizliğin yanısıra Yurtkur'un hacizleriyle de uğraşıyor. Onların isteği ise borçların ertelenmesi, faizlerin kaldırılması, ödemelerin taksitlere bölünmesi. Kısacası soruna çözüm getirecek kapsamlı bir af bekliyorlar.

    Bu arkadaşlar seslerini duyurmak için forum sayfalarında konu açmışlar. İşte o mesajlardan bazıları :


    “Arkadaşlar bugün elime 2500 TL’lik güzel bir borç ulaştı. Bekliyordum zaten ama en azından bu kadar çabuk beklemiyordum. Devlet krizden çıkma yolu olarak her fırsatı değerlendiriyor maşallah… Memur bile olamadık. Zaten okuduğuma da bin pişmanım okuduklarımız da uçtu ama borç uçmamış”

     

    “Benim de anapara 350 lira, faiziyle 1500 lira borcum var, icralığım”

     

    “Büyük bir kurum olsan borcunu silerlerdi..ama işsiz bir üniversite mezunuyum...affetmetmediler.”

     

    “Arkadaşlar almayın bu kredileri üniversite bitirdikten sonra çoğumuz işsiz güçsüz geziyoruz başınıza bela olur işiniz olsa bile ödemesi güç.”

     

    “İşimiz zor ben avukatıma gittim icra takibine girer dedi”

     

    “Bende bu dertten muzdaripim. Ödemem aralıkta. 3000 TL’de benim var.!

     

    "Amcam bana kefil olmuştu. İşyerine haciz kağıdı ulaşmış. Yerin dibine geçtim"



    Umarım sorunları biran önce hallolur. Herkese Allah kolaylık versin.
    Yazının Devamını Oku...

    Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz


    2/5/2009 • Kategori: Bakmadan Ge_me

    Uzak ülke Bangladeş'te 6 milyondan fazla çocuk, yasak olmasına karşın karın tokluğuna bile denemeyecek ücretlerle ağır işlerde çalıştırılıyor.(unicef raporuna göre) Fotoğrafçı G.M.B. Akash çocuk işçiliğinin tamamen ortadan kaldırılması için büyük çaba göstermekte ve son dört yıldır Bangladeş'te çalışmalar yapmaktadır. Ufacık çocuk ne iş yapar mı diyorsunuz? Hemen söyleyelim çocuklara neler yaptıklarını ve karşılığında ne kadar para ödediklerini.


    Bu çocuğun adı Jainal, henüz 11 yaşında olmasına rağmen 3 yıldan beri resimde gördüğünüz kalaycıda çalışıyor. Jainal'in mesaisi sabah 9'dan akşam 6'ya kadar sürüyor. Bir ayda kazandığı para ise sadece 10$ . Aşağıdaki resimdeki çocuklar ise işyerinden arkadaşları.



    Aşağıdaki resimden de anlaşıldığı gibi bu küçük kızımız da sokaklarda çiçek satıyor.


    Bu kızımızın adı Jasmine. Ailesini geçindirebilmek için çöpten malzeme topluyor.


    Aşağıdaki resimler ise bir tuğla fabrikasında çekilmiş. Bu minicik çocuklar taşıdıkları her 1000 (bin) tuğla için 0,9 $ kazanıyorlar.


    Aşağıdaki resimde de görüldüğü gibi bu iş yerinde çalışan kişilerin neredeyse tamamı çocuk.


    Boyundan büyük kalburla çalışan bu çocuğa ne demeli.

    Keşke bu çocuklar o kumlarda çalışmak için değil de oynamak için bulunuyor olsaydı. Keşke bu çocukların eli çamur değil de kalem tutuyor olsa idi. Ama herkes şanslı olamıyor. Bu çocuklar çalışmak için dünyaya gelmiş. Dünyada birçok ülkede ve hatta bizim ülkemizde de çocuklar ağır işlerde çalıştırılıyor. Umarım birgün dünya herkes için yaşanabilir bir yer olur.
    Yazının Devamını Oku...

    Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz


    20/4/2009 • Kategori: Bakmadan Ge_me

    İslam Sanatı ve Mimarisi, ilgi duyduğum alanlardan biridir. İslam alemi, bilim alanında olduğu gibi mimaride de dünyaya çok güzel örnekler vermiştir. Düşündüm de islam mimarisinin en göz alıcı ve en güzel on mimari yapısını seçelim.

    Aşağıdaki listede yer alan mekanlardan istanbulda'ki hariç diğerlerini gidip görmüşlüğüm yoktur. Çok gezemediğimiz için açığı kapatmak adına çok okuyarak öğrendiğim bu mekanlardan başka bir çok örnek de elbette mevcuttur.

    Bu bağlamda aşağıda oluşturduğum liste tamamen şahsi bir tercihdir. Belki okuyucların dimağında şu nasıl unutulur, bunu atlamışlar gibi itirazlar oluşabilir.

    Seçimleri yaparken bir diğer kıstasımızda eserin halen hayatta ve işlek olmasıydı. Bu kıstas, seçim yelpazemizi daraltmak için yapıldı. Aksi halde seçim yapmakta epey zorlanırdık herhalde.

     

    İşte halan hayatta ve faal olarak kullanılan en güzel 10 islam mimari eseri:


    1. Kabe / (Mekke - Suudi Arabistan)

    Hiç şüphesiz ki bu listenin başında Haremüş Şerifin tam ortasına konumlanmış Kabeyi koymalıydık. Küp şeklindeki heybetli yapısıyla Kabe, dünyanın en eski yapısı aynı zamanda. Çünkü İslam kaynakları Kabe'yi ilk defa ilk insan Adem aleyhisselam'ın yaptığını yazar. Hatta, daha da öncesinde bu kutsal yapının Melekler tarafından inşa edildiği de kaynaklarda rastlıyoruz.

    kabe


    2. Mescidi Nebevi / (Medine - Suudi Arabistan)

    Yeşil Kubbe görünüyor / Alem nura bürünüyor / içimde hasret bitiyor / Medine'nin Yollarında. Bunun gibi bir çok ilahi ve methiyeye sahip bir yapı var şimdi sırada. Mescid-i Nebevi. Nebinin Mescidi. İslam Devletinin ilk mescidi olan bu mübarek mekan ilk yapıldığı asrı saadet döneminden beri önemini arttırarak ve bir çok değişikliğe uğrayarak günümüze kadar gelmiştir.

    mescidi nebevi


    3. Kubbet'üs Sahra / (Küdüs - İsrail)

    İslam sanatında bilinen ilk kubbeli yapılarından biri olan bu yapı Küdüs'te bulunmaktadır. Üç dinin de kutsal saydığı mekanın islam dinindeki yeri Mirac Olayı ile pakişmiştir. Diğer adı Ömer Cami olan yapı altın kaplama kubbesi ile estetik bir yerinde biçimde durmaktadır. Ayrıca kubbenin çevresi ve binaın içi ayet mealleriyle süslenmiştir.

    kubbetus sahra


    4. Süleymaniye Cami / (İstanbul - Türkiye)

    Bir muhteşem islami eser de Türkiye'den. Ülkemizde bir çok güzel islami eserler mevcut. Örneğin Sultanahmet Cami, Selimiye Cami gibi. Fakat Süleymaniye Camisi'nin bu muhteşem mimari estetiğin ve uslubün başlangıç noktası, bir mihenk taşı olduğunu düşündüğüm için buraya aldım. 16.yy'da Mimari deha, Koca Mimar Sinan tarafından inşa edilmiştir.

    suleymaniye


    5. Kurtuba Cami / (Cordoba - İspanya)

    Beşinci eserimiz İspanya'dan. Endülüs Emevi Devleti'nin dünyaya bıraktığı kıymetli bir eser. Maalesef şuan kilise olarak kullanılan yapı 786 yılında birinci abdurrahman tarafından yaptırılmıştır. 9. yy'da içinde bir çok değişikliğe uğrayarak genişletilmiştir. Sütünlarıyla ünlü bir yapıdır. Hatta Dünyada en çok sütuna sahip mabeddir. Kemerlerinin iki katlı olması da dünyada sadece bu yapıda olan bir özelliğidir.

    kurtuba

    6. Tac Mahal / (Agra - Hindistan)

    16-17.yy'da uzun bir inşa süreci sonucunda yapılmış anıtmezar türündeki bu yapı beşinci Babür imparatöru Şah Cİhan Tarafından eşinin türbesi olarak yaptırılmıştır. Türbenin beyaz mermerden 4 minaresi vardır. Anıtın dört yanına Hattat Serdar Efendi tarafından Yasin suresinin tamamı yazılmıştır. Taç Mahal'in yüzbinlerce akik, sedef ve firuze gömülü olan duvarlarında ayrıca 42 zümrüt, 142 yakut, 625 pırlanta ve 50 adet çok iri inci vardır.

     

    tacmahal


    7. Şeyh Lutfullah Cami / (İsfahan - İran)

    İsfahan Nıfsi Cihan derlermiş eskiden. Yani Isfahan dünyanın yarısıdır. Şeyh Lutfullah Cami, on birinci yüzyılda 1.Abbas tarafından kayın pederi anısına yaptırılmış bir camidir. Minareleri olmayan yapının kubbesi ve girişi muhteşem bir görselliğe sahiptir. Dendiğine göre camiyi gezenler güzelliğine hayran oluyor ve bu eserin insan yapımı olduğuna inanmıyorlarmış.

    seyh kutfullah cami


    8. Emeviyye Camii / (Şam - Suriye)

    Emevi halifelerinden Velid bin Abdulmelik tarafın inşa ettirilmiş yapı, islam cami mimari uslubunun başlangıç noktası sayılır. Üç minaresi olan Ümeyye camisinin minarelerinden biri beyaz minare olur ki bir diğer adı da İsa Minaresidir. İslam İnanışına göre Mesih dünyaya ineceği zaman bu minareye inecek ve atını bu minarenin dibine bağlayacaktır.

    emeviyye cami


    9. Miri Arab Medresesi (Buhara - Özbekistan)

    Buhara'nın en iyi tarihi eserlerinden birisi olan medrese 16.yüzyıl'da yapılmıştır. Miri-Arab medresesinin mimarisi ve dekorasyonu yüksek bir kültür ve zevk ürünü olduğunu gösterir. Günümüzde, yılların oluşturduğu hasarı ortadan kaldırmak için, kapı, tüm kuzey tarafı ve dış cephe restore edilmiş, kubbe ve ana yapı takviye edilmiştir.

     

    miri arab medrese

     

    10. El ezher Camii (Kahire - Mısır)

    El-Ezher Camisi, Fatımi Kahire’sindeki ilk cami ve ilk dini bilimler okuludur. Halen dünyanın sayılı islami ilimler merkezi olan El ezher Universitesinin ilk aşamasını oluşturur. Onuncu yüzyılda inşa edilen cami, günümüze kadar br çok değişiklik geçirmiştir.

    el ezher


    etiket: islam mimari yapı örnekler, most beatiful islamic buildings all over the world
    derleme :
    mustasim billah
    Yazının Devamını Oku...

    Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz


    14/3/2009 • Kategori: Bakmadan Ge_me

    Yapılan araştırmada siyah çayın bilinmeyen pek çok faydası ortaya çıktı.

    Çayın faydaları ve zararları üzerine araştırmalar yapan ABD'li uzmanlar siyah çayın, rengiyle göze, kokusuyla burna, şekerini karıştırırken kulağa, sıcaklığıyla tene, tadıyla ise dile iyi geldiğini açıkladı.

    İşte uzmanlardan çayın faydaları...

    - Saçı şampuanla yıkadıktan sonra, son su olarak bir çaydanlık ılık çayla durulayın.

    - Ayağınız kokuyorsa, ılık çay dolu bir leğene ayaklarınızı koyun ve her akşam yatmadan önce 10 dakika tutun. 10 günde koku diye bir şey kalmayacaktır.

    - Cildiniz yağlıysa banyodan çıkmadan bir çaydanlık çay ile teninizi ovuşturun, balsam vazifesi görür.

    - Eliniz balık ya da soğan kokuyorsa, elinizi demli çayla yıkayın.

    Uzmanlar, ''Şişmanlar, kalp, sinir, mide ve karaciğer hastaları, romatizma ve nikristen şikayet edenler, böbreklerinde kum veya taş olanlar, yüksek tansiyondan yakınanlar, üremi veya albüminüri olanlar, mümkün olduğu kadar az çay içmeliler" uyarısında bulundu.

    Çay içenler ile çay içmeyenler arasında, kalp krizi sonrası ölüm oranları da araştırıldı. Çay tüketimi fazla olanlarda, çay tüketmeyenlere oranla yüzde 44 daha az kalp krizi nedenli ölüm görülüyor. Bir haftada 14 bardaktan daha az çay tüketenler ise, hiç tüketmeyenlere oranla yüzde 28 daha az kalp krizi sonucunda ölümle karşılaşıyorlar.

    Yazının Devamını Oku...

    Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz


    14/3/2009 • Kategori: Bakmadan Ge_me

    Aslında soğan keserken bizi ağlatan soğanın güçlü kokusu değil, soğanın özü kesildiğinde soğandan salınan gazlardır.

    Soğanı kestiğimiz zaman aynı zamanda soğan hücrelerini de keseriz. Soğanı kestiğimiz zaman normalde soğan hücreleri içinde yer alan enzimler serbest kalır. Bu enzimlerden birisi olan allinaz (Allium'dan, soğanın latince isminden gelir), daha sonra hücrelerin kesilmesiyle salınan 'Prensco' diye bilinen sülfürlü bileşiklerle reaksiyona girer.

    Bu reaksiyon propenilsülfirik asit oluşmasıyla sonuçlanır ki bu daha sonra LF-sentez enzimi ile propanethial s-oksit gazına dönüşür. Bu gaz ayrıca, LF-sentez enzim ( Lachrymatory Factor sentezleyen enzim) yani orjinal adıyla Lachrymatory Factor (ağlama faktörü) olarak bilinir.

    Bu gaz kararsızdır ve su ile reaksiyona girerek sülfirik asit meydana gelir. Bu durum gözlerde gerçekleştiğinde, gözler büyük miktarda su üreterek asidi nötr hale getirir ve böylece bizi ağlamaklı yapar.

    Yeşil soğan niye ağlatmıyor?
    Soğan familyasından gelen sarımsak ve taze yeşil soğan da kesildiğinde sülfirik asit meydana getirir fakat ağlama etkisi yaratmaz çünkü daha az LF-sentez enzimi ortaya çıkar.

    Peki gözlerimizin sulanmaması için ne yapmalıyız?

    Soğan keserken ağlamamak için ne yapmamız gerekiyor? İşte size birkaç formül...

    1. Yöntem: Soğanı kesmeden yarım saat önce buzdolabına koyun. Bu yöntem soğanın içindeki reaksiyonu değiştirdiği için ağlama etkisini de en aza indiriyor.

    2. Yöntem: Soğanı doğrarken çok hızlı davranın. Gaz gözünüzle temas etmeden kesme işini halledin.

    3. Yöntem: Ağzınıza bir parça ekmek alın. Böylece göz yakıcı enzimleri bu ekmek içine çekebilir.

    4. Yöntem: Soğan doğrarken sakız çiğneyin. Böylece ağzınızdan nefes alırsınız. Gözleriniz de yanmaz.

    5. Yöntem: Soğanı akan suyun altında doğrayın...

    Yazının Devamını Oku...

    Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz


    3/1/2009 • Kategori: Bakmadan Ge_me

    Bu takvime göre,annenin yaşı ve hamile kaldığınız ayın kesiştiği yer çocuğun cinsiyetini belirliyor. Fala inanma falsız kalma diyenler için.....

     

     

     

     

    KIZ
    ERKEK
    gebelik.org Yaş OCAK ŞUBAT MART NİSAN MAYIS HAZİRAN TEMMUZ AĞUSTOS EYLÜL EKİM KASIM ARALIK
    18 K E K E E E E E E E E E
    19 E K E K K E E K E E K K
    20 K E K E E E E E E K E E
    21 E K K K K K K K K K K K
    22 K E E K E K K E K K K K
    23 E E E K E E K K K E E K
    24 E K K E E K E K E E K E
    25 K E K E K E K E K E E E
    26 E E E E E K E K K E K K
    27 K K E E K E K K E K E E
    28 E E E K K E K E K K E K
    29 K E K K E K K E K E K K
    30 E E K E K E E E E E E E
    31 E E E E K K E K E K K K
    32 E K K E K E E K E E K E
    33 K E E K K E K E K E E K
    34 E E K K E K E E K E K K
    35 E K E K E K E K E E K E
    36 E K E E E K E E K K K K
    37 K K E K K K E K K E E E
    38 E E K K E K K E K K E K
    39 K K E K K K E K E E K E
    40 E E E K E K E K E K K E
    41 K K E K E E K K E K E K
    42 E K K E E E E E K E K E
    43 K E K K E E E K K K E E
    44 E K K K E K E E K E K E
    45 K E K E K K E K E K E K
     
    Yazının Devamını Oku...

    Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz


    19/12/2008 • Kategori: Bakmadan Ge_me

    Bir grup aydının başlattığı "Özür Diliyoruz" kampanyasına karşı, "Özür Bekliyorum" kampanyası başlatıldı.

    Bir grup aydının başlattığı ve 1915’te yaşanan olaylarda Ermenilerin yaşadığı mağduriyetin hatırlatıldığı “Özür Diliyoruz” kampanyasına karşılık “Özür Bekliyorum” kampanyası başlatıldı. Bir internet sitesi üzerinden imzacıların isimlerinin yayınlandığı kampanyaya tepki duyan başka bir grup, yine internette “Özür Bekliyorum” ismiyle imza listesi açtı.

    Aralarında Adalet Ağaoğlu, Ahmet İnsel, Baskın Oran, Hüsnü Öndül, Oral Çalışlar, Mithat Sancar, Ragıp Duran, Tanıl Bora gibi öğretim üyesi, gazeteci ve yazarların bulunduğu bir grup çağrıcıyla başlatılan imza kampanyasına karşı tepkiler verilmeye devam ediyor.

    1915 yılında Osmanlı toprakları içinde yaşanan olaylara değinilen kısa bir metnin imzaya açıldığı ve isimlerin www.ozurdiliyoruz.com internet adresinde yayınlandığı kampanyaya karşı, “geçmişte Osmanlı insanlarının, Ermeniler tarafından maruz bırakıldıkları vahşetlerden ötürü” özür bekleyen başka bir kampanya daha başlatıldı. Kampanyanın internet adresi ise www.ozurbekliyorum.com oldu.

    SİTELERİN TASARIMI AYNI

    Özür bekleyenlerin kurduğu sitenin sayfa düzeni, renk ve yazı seçimi ve site kullanımı, tepki toplayan ilk özür kampanyası için tasarlanan sitenin aynısı olması ise dikkat çekti. Sitede, tepki sitesindeki gibi bir metin yer aldı. Metinde, “Geçmişte Osmanlı insanlarının, Ermeniler tarafından maruz bırakıldıkları vahşetlerden ötürü, tüm Ermenilerin ve yandaşlarının özür dilemeleri gerektiğini düşünüyorum.

    Bu vahşetlere göz yumamayacağımı belirtiyor, tüm Türk Dünyası ve Osmanlı torunları adına özür bekliyorum” denildi.

    SİTEDE ERMENİLER TARAFINDAN ÖLDÜRÜLEN TÜRKLERİN FOTOĞRAFLARI YER ALDI”

    Sitede bir de Şubat 1992’deki Karabağ Savaşı sırasında Dağlık Karabağ Bölgesi’nde bulunan Hocalı kasabasında Ermeniler tarafından öldürülen Türklerin fotoğrafı yer alıyor. www.ozurdiliyoruz.com kampanyasına şimdiye kadar yaklaşık 6 bin 500, www.ozurbekliyorum.com kampanyasına ise 303 kişi destek oldu.

    www.ozurdiliyoruz.com sitesinde “1915'te Osmanlı Ermenilerinin maruz kaldığı Büyük Felaket'e duyarsız kalınmasını, bunun inkar edilmesini vicdanım kabul etmiyor. Bu adaletsizliği reddediyor, kendi payıma Ermeni kardeşlerimin duygu ve acılarını paylaşıyor, onlardan özür diliyorum” metni imzaya açılmıştı.

    Yazının Devamını Oku...

    Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz


    7/12/2008 • Kategori: Bakmadan Ge_me

    Aydınlatma ile İlgili Merak Ettiğiniz Her Şey Bu Sitede.

    Philips’in doğru ev aydınlatması ve enerji tasarrufu ile ilgili bilgileri paylaştığı web sitesi www.evaydinlatmasi.com, içerdiği faydalı bilgiler ile evlerde enerji tasarruflu ürünlerin kullanımını yaygınlaştırmayı hedefliyor. Sitede oturma odası, yemek odası, banyo, koridor gibi evin farklı alanları için doğru ev aydınlatmasına yönelik ipuçları yer alıyor. Standart ampullerin enerji verimli ampullerle değiştirilmesi durumunda kullanım ömrü boyunca ne kadar enerji tasarrufu sağlanacağının hesaplanabildiği sitede, enerji tasarruflu ürünler ile ilgili ürün özelliklerine de yer veriliyor.

    Işıkla canlandırma bölümünde oturma odası, yatak odası gibi evin farklı kısımlarını seçtiğiniz ürünlerle aydınlatma düzeyini düşük ya da yüksek seviyede tutarak ışık efektini canlandırmanıza olanak tanıyan sitede, sıkça sorulan sorular bölümünde ise enerji verimliliği ve enerji tasarruflu ürünlerle ilgili merak edilen sorular ve yanıtları yer alıyor.

    Yazının Devamını Oku...

    Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz


    7/12/2008 • Kategori: Bakmadan Ge_me

    ilk olarak eski yunan'da ortaya çıkan labirentler herhangi birşeye ulaşmayı zorlaştırmak ve onu gizlemek amacıyla yapılmışlardır. halen belki de bu ilk amaca uygun şekilde kullanılanları hala var olabilir.


    nasıl bizler evimizde duvara bir tablo ya da bir süs eşyası asarak oraya farklı bir hava ve görünüm katmayı amaçlıyorsak bu labirentleri yaptıranlar da benzer bir düşünce ile bahçelerinede aynı şeyi yapmış olabilirler. belki de sakladıkları bir şey vardır, kim bilir?

     






    yazının kaynağına ve tüm labirent resimlerine buradan ulaşabilirsiniz.
    Yazının Devamını Oku...

    Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz

« Önceki Yazılar :|:

Bakmadan Geçme

Bakmadan Geçme

Sohbet